6 kez ‘koruma’ kararı verilen Mehtap ve annesini katleden faile hala ceza yok!

  • 09:03 25 Mart 2020
  • Hukuk
Habibe Eren
 
ANKARA - Mehtap Er ve annesi Muazzez Kınay’ı katleden Rıza Er’in tutuklu yargılandığı davada bir buçuk yıldır ceza verilmedi. Ablası ve annesi için adalet isteyen Nurdan Ceylan, “Bağıra bağıra öldü benim ablam. 6 kez koruma kararı olmasına rağmen bu devletin hakimine, savcısına, emniyet görevlisine bağırdı ama ne ablamı ne de annemi korudular. Takım elbisesini giyen ‘namus için öldürdüm’ deyip kurtulmaya çalışıyor” dedi.
 
Ankara Keçiören’de 2018 yılında sistematik şiddete maruz bıraktığı ve boşanma aşamasında olduğu Mehtap Er ile annesi Muazzez Kınay’ı katleden, 2 buçuk yaşındaki çocuğu ve Mehtap’ın 13 yaşındaki kardeşini de katletme girişiminde bulunan Rıza Er’in yargılandığı davanın sekizinci duruşması Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçen hafta görüldü.
 
Sanığın iki kez ağırlaştırılmış müebbet ile 13 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı dava iki yıla yakındır devam ederken Mehtap’ın kardeşi Nurdan Ceylan mahkemenin uzamasına ve failin cezalandırılmamasına tepkili.
 
‘Katletmeden önce mezar fotoğrafı ile tehdit edildi’
 
Katliamdan önce failin, kardeşini tehdit ettiğini aktaran Nurdan, “Olaydan birkaç gün önce Rıza Er mezar kazıp fotoğraf attı kardeşime. Bu ‘sizin mezarınız olacak’ dedi. 6 kez koruma kararı olduğu halde kardeşim korunmadı. Cinayet işlemeden bir ay önce eve gelip ablama şiddet uyguladı. Biz Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduk, dava açılmadan kız kardeşim katledildi” dedi.
 
‘Çocuğu bırakırken belinde silahla geldi’
 
Olay günü failin çocuğunu görme bahanesiyle eve geldiğini söyleyen Nurdan, şunları kaydetti: “Çocuğu aldı gitti akşam saat 19.00 gibi çocuğu bırakmaya geldiğinde belinde silahla gelmiş. Eve girdi, ilk önce 13 yaşındaki kardeşime silahla saldırıda bulundu. Annem bu sırada ‘çocuklarımı bırak’  diye bağırınca bu sefer anneme silahla saldırıda bulundu. Sonra ablama ve 2 buçuk yaşındaki oğluna silahla saldırdı. Hemen ardından olay yerinden kaçtı. Bir hafta sonra da yakalandı. İlk mahkemesi 6 ay sonra görüldü.”
 
‘Her mahkemede olay gününü yaşıyoruz’
 
Mahkemenin uzamasının kendilerini kötü etkilediğini kaydeden Nurdan, “Sürekli mahkemelerde gülüyor, olmadık iftiralar atıyor. Bir seneden fazladır mahkemelere gidip geliyoruz ancak bir sonuç alamadık. Bu süreçte psikolojik sıkıntılar yaşadık. Her geldiğimizde bu adamın yüzünü görüyoruz. Mahkemeye her geldiğimizde olay gününü yaşıyoruz. İnsanlardan yardım istemekten, oraya buraya koşmaktan helak olduk. Sürekli baskı var üzerimizde” diye belirtti.
 
‘Bakanlıktan yardım istedik ama ilgilenilmedi’ 
 
Failin tutuklandıktan sonra babası tarafından kendilerine yönelik ölüm tehditlerinin devam ettiğini dile getiren Nurdan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Olaydan sonra ablamın 2 buçuk yaşındaki çocuğuna biz baktık. Çocuk bizdeyken Rıza Er’in babası kaçırdı. Çocuğa ben bakıyordum işe gittiğimizde kaçırdılar çocuğu. Birçok yerden yardım istedik. Aile, Çalışma Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan yardım istedik. Hiçbiri ilgilenmedi, duruşmalara gelmedi. Sadece katliamın ardından Rıza Er bir hafta ortada yoktu o zaman ‘sizi koruyabiliriz’ dediler. Ne mahkemelere geldiler, ne avukat desteği sundular.”
 
‘Mahkeme bize alaycı yaklaşıyor’
 
Mahkeme heyetinin tavrının kendilerini yaraladığını, alaycı bir şekilde yaklaştığını söyleyen Nurdan,  “Sanki benim hiç annem, ablam ölmemiş, 2 buçuk yaşındaki çocuk vurulmamış gibi yaklaşıyorlar. Karar bir türlü verilmiyor. Mahkeme sürekli erteleniyor. Biz konuşmak istediğimizde ‘haklı olduğunuz şeyleri söyleyin’ deniliyor. Biz mahkeme bir an önce sonuçlansın diye uğraşıyoruz. Çocuğun velayeti üzerine ayrı bir mahkemede hala devam ediyor. Rıza Er, daha ceza almadığı için çocuk bize verilmiyor. ‘Bu adamlar katil benim ailemi öldürmüş bu çocuğa silah sıkmışlar’ diyoruz, çocuğu istiyoruz ancak vermiyorlar. Çocuğun başına illa bir şey mi gelmesi gerekiyor? O da ölünce mi tekrar adalet yerini bulacak” şeklinde konuştu. 
 
Çocuk ‘azmettirmekten’ yargılanan dedenin yanında’ 
 
“Benim ablamın annemin katili yüzden ortada beş tane yetim kalan çocuk var” diyen Nurdan, çocukların bakımını üstlenmek istediklerini ancak bu sefer önlerine engeller çıktığını kaydetti. Nurdan, “Ben teyzesi olarak istiyorum ama bu sefer devlet önüme engel koyuyor ve çocuk hala katillerin yanında. O çocuk öldükten sonra mı adalet başlayacak? Aile suça meyilli, dedesi de bu davada azmettirici olarak yargılanıyor” diye konuştu. 
 
Velayet davası Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. 
 
‘Takım elbisesini giyen ‘mecbur kaldım namusum için öldürdüm’ diyor’
 
Fail Rıza Er’in indirimsiz bir şekilde en ağır cezayı alması gerektiğini söyleyen Nurdan son olarak şunları dile getirdi: “Bunlar ‘iyi hal’ ve ‘tahrik indirimi’ aldıkça insanlar ‘nasıl olsa indirim veriliyor ben takım elbisemi giyerim, suçumu hafifletirim’ diyerek suç işlemeye devam edecekler. Kesinlikle hiçbir indirim almadan en ağır ceza ile cezalandırılmasını istiyoruz. Cezalar caydırıcı olsaydı bu kadar suç işlenmezdi. Takım elbisesini giyen ‘mecbur kaldım namusun için öldürdüm’ diyor.  Koruma kararı veriliyorsa korunsun kadınlar. ‘Uzaklaştırma verdim sen git’ demekle yetinmesinler. Bağıra bağıra öldü benim ablam. Bu devletin hakimine, savcısına, emniyet görevlisine yalvardı ama kimse ne ablamı ne de annemi korudu.”