‘Düzenlemelerde çocuklar unutulmamalı’

  • 11:43 9 Nisan 2020
  • Hukuk
Medya Üren - Rengin Azizoğlu
 
DİYARBAKIR - Cezaevinde bulunan çocukların durumuna dikkat çeken Şanlıurfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Hacer Perihan Demirel, “Çocuğun suçlusu-suçsuzu yoktur. Onların üstün yararını düşünmek hepimizin görevi. Aylardır düşünülen düzenlemelerde çocuklar unutulmamalı” dedi.
 
Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı rapora göre, ülke genelindeki 355 cezaevinde toplamda 282 bin tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Bu sayının bu günlerde daha da artarak 300 bini bulduğu tahmin ediliyor. Maalesef ki bu sayının içerisinde bizlerin gözden kaçırdığı büyük bir topluluk var o da çocuklar. Bunlardan bir kısmı annesiyle kalırken bir kısmı da kendi işlediği fiiller sebebiyle cezaevinde bulunuyor.2018 yılı itibariyle cezaevinde bulunan çocuk sayısının resmi olmayan rakamlara göre 743 iken bu sayının 2019 Kasım ayı itibarıyla 780’e çıktı. 2018 yılın verilerine ilişkin 743 çocuktan 543’ünün 0-3 yaş, 200’ünün ise 4-6 yaş grubunda yer alıyor. Bu konuyla ilgili olarak Hak İnisiyatifi’ne göre; 0-3 yaş arası 543 bebekten 37’si 6 aydan daha küçük yaşta bulunurken, 35’de hamile kadın bulunuyor.
 
Ceza infaz kurumuna hükümlü statüsünde giriş kaydı olanlardan çocuk (12-17 yaş grubu) olanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 109,4 artarak 2 bin 56 olurken, suç işlediği andaki yaşı çocuk yaşta olanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 28,3 artışla 11 bin 805’i bulduğu kaydediliyor. Şanlıurfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Hacer Perihan Demirel, cezaevinde bulunan çocukların durumunu ve yapılması gerekenleri anlattı.
 
‘Çocuklarda psikolojik kırılmalar yaşanıyor’
 
Tutuklu ve hükümlü sayılarına istinaden yayımlanan veriler ışığında suça sürüklenen çocukların yetişkinlere göre daha çok tutuklandıklarını söyleyen Hacer, hapis cezasının infazının daha az oranda gerçekleştirildiğini belirtti. Hacer, “Ceza infaz kurumunun hangi isimle tanımlandığından çok, kapalı bir yapıda ve dış dünyayla iletişimin kısıtlanması Türkiye’nin de imza attığı uluslararası antlaşmalarda geçen çocuğun yüksek yararı ilkesinin ihlali anlamına da gelebilir. Gerek Pekin Kuralları’nda gerekse de Havana Kuralları’nda suça sürüklenen çocukların kısa sürelerle de olsa hapsedilmesi yerine alternatif yaptırımlara başvurulması gerektiği açıkça belirtilmektedir. Uluslararası belgelerde yer alan bu hususların gerekçelerinde çocukların yetişkinlere göre daha kırılgan bir yapıya sahip olmaları ve karşılaştıkları olumsuz durumlarla baş etme yetilerinin henüz gelişmemiş olmaları yer almaktadır. Özellikle, yetişkinlere uygulanan ceza infaz rejimlerinin çocuklara da aynen uygulanması halinde psikolojik kırılmaların yaşanması kaçınılmaz olabilmektedir. Çocuklar henüz suça yönelmeden onlara doğru bir eğitim-öğretim vererek onları suçlardan uzaklaştırmak, suç işlendikten sonra ise nitelikli ıslah çalışmalarını yapmak gerekmektedir” dedi. 
 
‘Çocuklarda tedavisi uzun süren ruhsal bozukluklar ortaya çıkıyor’
 
Cezaevlerinin çocuklar üzerinde zihinsel ve bedensel etkileri olduğuna da değinen Hacer, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası’nda bu konuyla ilgili değerlendirmeler içeren bir yazıyı örnek gösterdi. Hacer, “Bu yazıda cezaevinde kalan çocukların bilişsel-dil, ince ve kaba motor, sosyal-duygusal ve genel gelişimlerinin aileleriyle birlikte kalan çocuklara göre daha geri olduğu ve risk teşkil ettiği saptanmıştır. Bu gelişim eksiklikleri genellikle anneleri ile birlikte cezaevinde kalmak zorunda kalan çocuklarda gözlenmektedir. Çocukluğun ileriki dönemlerinde kendi fiilleri sebebiyle cezaevine alınan çocuklarda da durum ne yazık ki çok iç açıcı değil. Holman ve Ziedenberg (2007) bir araştırmada, genellikle fazla kalabalık, eğitimsiz personelin çalıştığı, ihmal ve şiddetin sıklıkla meydana geldiği kurumlarda tutulmasının çocuklarda tedavisi uzun süre gerektiren ruhsal bozukluklar ortaya çıktığını bulgulamışlardır” diye kaydetti.
 
‘Çocukları bu hastalığın ellerine bırakmak kabul edilemez’
 
Normal şartlarda dahi çocukların korunup-gözetilmesi, çağdaş yaşamın gerekliliklerine uygun olarak yetiştirilmesinin zor olduğunu dile getiren Hacer, bütün dünyanın bir virüsün etkisi altına olduğu bu günlerde cezaevindeki çocukların zihnen ve bedenen sağlıklı olmasının imkansız olduğunu aktardı. Hacer, “Cezaevlerinde bireyler zorunlu olarak bir arada yaşadığından ve doluluk oranları dikkate alındığında alınan küçük çaplı tedbirlerin yetersiz kalacağı aşikar. Hijyen noktasında bilinçli olmayan çocuk gurubunun bu virüs karşısında daha da savunmasız kalacaktır. Biz büyüklerin bile bu virüsü anlamlandıramadığı gerçeği ortadayken küçük yaşta sırf annesinin bir suçundan ya da suçlu olma ihtimalinden dolayı cezaevinde bulunan, hayatı anlamlandırma becerisi gelişmemiş çocukları bu hastalığın ellerine bırakmak hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği bir durum. Tüm tedbirler alınsa ve çocukların izole bir şekilde yaşamaları mümkün olsa dahi cezaevinin infaz memurlarının giriş çıkışlarıyla bulaşması ihtimali çok yüksek. Bu şekildeki eksiklikler, ölümcül olup, çok kolay bulaşan koronavirüse karşı tutuklu ve hükümlüleri korumasız hale sokmakta hayatlarını ve sağlıklarını tehlikeye atmaktadır” şeklinde konuştu.
 
‘Umarım düzenlemelerde çocuklar unutulmaz’
 
Çocuk Hakları Komisyonu olarak özellikle köylerdeki ve dar gelirli çevrelerdeki okullara gidip çocuk haklarıyla ilgili seminerler verip eğitim çalışmaları yaptıklarını söyleyen Hacer, cezaevinde bulunup üniversite sınavlarına hazırlanan çocuklar için kitap yardımı yaptıklarını belirtti. Hacer, “Üyelerimizle birlikte çocuk esirgeme kurumundaki çocukları ziyaret edip sosyal faaliyetler gerçekleştirdik. Baromuzda meslektaşlarımızın çocuk konusundaki farkındalıklarını artırma amacına yönelik bilinçlendirme çalışmaları yaptık. Bize bilgisi ulaşan tüm mağdur çocukların davalarına müdahillik talebinde bulunup yakından takip ediyoruz. Bu çalışmaları artırarak devam etmeyi düşünüyoruz. Şu an bütün dünya büyük bir sınavdan geçiyoruz. Bu ülkenin çocuklarının bize ihtiyacı var. Çocuğun suçlusu-suçsuzu yoktur. Hepsi bizim çocuklarımız. Onların üstün yararını düşünmek hepimizin görevi. Umarım aylardır düşünülen düzenlemelerde çocuklar unutulmaz. Yoksa herkes başını iki elinin arasına alsın ve zaten elinden tutamadığımız için hapishane köşelerine atılan çocukların yüzüne ileride nasıl bakacağımızı düşünsün” diye konuştu.