Dr. Filiz Ünal uyardı: Sepsis odaları tekrar gelebilir

  • 09:01 19 Eylül 2019
  • Sağlık
Dilan Babat
 
ANKARA - Kürtaj hakkına yönelik saldırılarla birlikte kadınların sağlıksız yerlerde düşük yapmak zorunda kaldığına dikkat çeken ATO üyesi Dr. Filiz Ünal, “Bu yaptıkları sepsis odalarının tekrar bu ülkeye gelmesine sebep olacak” uyarısında bulundu. Filiz, ayrıca kürtaja gelinmeden önce koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesi gerektiğini ancak hastanelerde kondom ve hap gibi malzemelerin olmadığını aktardı. 
 
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün İstanbul’da ‘polikistik over sendromu’ olan ve kürtaj yaptıran 30 ila 40 yaş aralığındaki kadınların listesini istediği ortaya çıkmıştı. Emniyetin kürtaj fişlemesine karşı Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar tepki göstermişti. Tepkiler sonucu İstanbul Tabip Odası (İTO) İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün kentteki tüm kamu ve özel hastanelerden polikistik over sendromu olan ve kürtaj yaptıran kadınların listesinin talep edilmesi kararının geri çekildiğini duyurmuştu.  
 
Ankara Tabip Odası (ATO)  İnsan Hakları Komisyonu üyesi Doktor Filiz Ünal, kürtaja yönelik fişleme listesine tepki gösterirken, ileri ki süreçlerde kadın bedenine yönelik saldırıların artabileceği uyarısında bulundu. 
 
‘Kanunla korunan veriler istenilemez’
 
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Sağlık Bakanlığı’ndan kürtaj listesi talep etmesinin etik kurallara ve insan haklarına aykırı olduğunu belirten Filiz, “Hangi veriler paylaşılabilir, hangi verileri emniyet isteyebilir ve hangi koşullarda isteyebilir” sorularını şöyle yanıtladı:  “Hukuk devletinde devletin yapabileceği her işin bir gerekçesi vardır, o gerekçenin altına da toplum yararına iş yapılacak diye istenebilir. Yazıya baktığımız zaman benim birçok kanunla korunan verilerimi isteyemezsin.  Etnik kökenimi, ırkımı, cinsel hayatımı ve sağlık ile ilgili verilerimi Sağlık Bakanlığından isteyemezsin. Hangi örgüte üye olduğumu, siyasi görüşlerimi ve inançlarımı listeleyemezsin. Bunlarla ilgili herhangi bir arşiv tutulamaz. Bunun çok sınırlı istisnai durumları var. Cinsel hayatımız ve sağlık hayatımız istisnai durumlara giremez. Toplayabilmenin bir tek koşullu vardır; sizin izniniz olacak ve bilimsel bir çalışma için rızanız alacak. Aksi durumu söz konusu değildir.” 
 
‘Bir baskı unsuru yaratılıyor’
 
Verilerin istenilmesinin sağlıkla alakalı bir gerekçe olmadığını ve sağlıkla ilgili verilerin Sağlık Bakanlığı’nda olduğunu, bunun da İçişleri Bakanlığı ile paylaşımının doğru olmadığına dikkat çeken Filiz şöyle konuştu: “İnsan hakları çerçevesinden çıkarıp kadın hakları çerçevesine baktığımız zaman cümlenin kendisi kendini yakalattırıyor. Bunun istenmesinin tek bir nedeni olabilir; devletin gücünü şuanda elinde bulunduranların maalesef kadınlar üzerinden bir baskı unsuru yaratması. Aynı zamanda kadınlara hizmet veren sağlık emekçileri üzerinde bir baskı yaratmak için bu verileri ellerinde tutuyorlar. Hekimlere, ‘bu kürtajı neden yaptınız?’ sorusu soruluyor. Bu yıl 8 tane kürtaj yapmışsınız, hangi gerekçelerle yaptınız’ diye sorabiliyorlar. Böylece bir baskı oluşturuyor. Bu baskı tam da devletin halk sağlığı açısından bindiği dalı kesen baskısını oluşturuyor.” 
 
‘Bu ülkeye sepsis odalarının yeniden gelmesi demek’
 
Kürtajın yasaklanmasından sonra kadınların merdiven altı sağlıksız hizmetlere yöneldiğini vurgulayan Filiz, “Bu ülke daha 30 yıl önceye kadar sağlıksız koşullarda yapılan düşükler, yani kadınların kendi kendine düşük yapmaya çalışması ya da merdiven altı bir takım kurumlarda yapılan enfeksiyon oluşturabilecek kurumlarda yapılan kürtajlar nedeniyle bizim her bir doğumhanemizin yanında bir sepsis odası olurdu. O sepsis odasına genellikle ölmeyi bekleyen kadınlar konulurdu. Çünkü sepsis odası demek,  kadının bedenindeki zehrin kana karışması demek ve artık o kadın kurtarılamaz. Bu yaptıkları, sepsis odalarının tekrar bu ülkeye gelmesine sebep olacak” uyarısında bulundu. 
 
‘Hekimler mesleğine sahip çıkmalı’
 
İktidarın üreme sağlığı ile ilgili attığı her adımının kadınların yaşamını zorlaştırdığını söyleyen Filiz,  bu uygulamaların sepsis odalarının tekrar açılmasına neden olabileceğini yineleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu da demektir ki; kadınlar ölecek, çocuklar ölecek ve kontrolsüz halk sağlığını gözetmeyen bir sağlığı vermeye mahkum edileceğiz. Bu aynı zamanda kadınlar, hekimler ve halk arasında güven bağını zedeliyor. Türk Tabipler Birliği etik kurulun baktığı şey, halk sağlığı, insan ve kadın hakları. Evet bunları tartışalım ama bir üçüncüsü mesleğine sahip çıkan her hekim şunu söyler: ‘Benimle hastam arasına girmeyin.’ Hekim ve hasta arasına giren her şey yok edilmeye çalışılır ve birliğimiz bunun için çalışır. Siz bana geldiğinizde hekim olarak güven telkin edemiyorsam, sizin verilerinizi koruyamıyorsam bana olanları anlatamazsınız. Anlatmadığınız için kürtajınızı yaptırmazsınız bu belgelerin benim elime geçmesine izin vermezsiniz ve ne yapacağınızı da bilemezsiniz. Devletin gücü bu kadar fütursuzca kullanıldığında, bu kadar hasta ve hekim arasına girildiğinde ya da hukuk kuralları ihlal edildiğinde bu iktidar aleni bir biçimde Emniyet Müdürlüğü aracılığıyla bu verileri Sağlık Müdürlüğünden isteyebiliyor. Tartışmamız gereken konulardan bir tanesi budur.” 
 
‘İktidar istediği toplum tipi adına halk sağlığını göz ardı ediyor'
 
İktidarın bütün gücüyle kendince bir insan veya toplum tipi yaratmak adına halk sağlığını göz ardı eden adımlar attığını ifade eden Filiz, “Bugün geri adım attılar ama bunu niye istediler bu bir soru?  Bunun tekrar istenmeyeceğinin garantisi yok. Hukuk devletinin normları kavrayamadığı için, insan hakları, kadın ve çocuk haklarını kavrayamıyorlar” diye ekledi. 
 
Hekimlere etik kurallara uyma çağrısı
 
Uluslararası örgütlerin bu konuda TTB’yi de aşan etik kurallar oluşturduğuna işaret eden Filiz, “Bir ülkede etik haklar hukuk kuralları ile çatışırsa meslek sahipleri için etik kuralları geçerlidir. Biz etik kurallara uyduğumuz için cezalandırılamayız. O ülkenin hukuku yetmiyor olabilir, insan hakları ihlalleri yapmaktan zevk alıyor olabilir ama orada etik kurallar geçerlidir. Bütün hekimlere sesleniyorum, etik ilkelere uyun, Sağlık Müdürü de olsanız etik ilkeleri hukukun üstündedir ve uyun. Halkın buna çok ihtiyacı var, bu verilerin paylaşımının ne zararlar getireceğini gayet iyi biliyorlar. Bundan sonra her kurumun sağlık ve cinsel hayatımızla ile ilgili verilerin alınmayacağını bilmesi gerekiyor”  diye vurguladı. 
 
‘Devlet sağlık hizmetlerini vermek zorunda’
 
İstenmeyen gebeliklerin anne ve çocuk için kötü sonuçlarının da olduğunu söyleyen Filiz,  kürtajı yasaklayan devletin istenmeyen gebelikler öncesi önlem alması gerektiğini belirtti. Filiz, “Kadın hamile kalmak istemiyorsa, yöntemleri var.  O yöntemleri kişinin hekimi ile konuşarak karar verirler ve bir yöntemde karar kılınır. Ama hangi yöntemi kullanırsa kullansın gebelik de gelişebilir. O zaman kürtaj bu kişiler için gerekli. Çünkü biz şunu biliyoruz;  istenmeyen çocuk doğmadan önce çok az kilo alıyor. İstenmeyen bir çocuk doğduğu zaman mutsuz doğuyor ve annesini emmiyor. İstenmeyen bir bebek hayatı boyunca istenmediği duygusunu kendisiyle beraber yaşatıyor. O zaman bizim annelerin ve babaların bakabileceği, isteyebileceği kadar çocuk doğurmalarını söylememiz gerekiyor" önerisini yaptı. 
 
‘Kondom ve hap gibi sağlık malzemeleri yok’
 
Hükümetin kendi yaptığı ile çeliştiğini ve bu çelişki içerisinde kadının sağlığını, çocuğun ruh sağlığını önemsemeyen bir politika yürüttüğünü belirten Filiz, şunları ekledi: “Beş çocuk yapabiliriz, normalde bir kadın hiç korunmazsa 16 çocuk da doğurabilir. Hangimiz 16 çocuk doğurmak istiyoruz, bu 16 çocuğun da hepsi sağlıklı doğmaz. Çünkü anne dinlenmeden vücudu hazır olmadan, hormonları normale dönmeden üst üste hamile kalır. O zaman bizim üreme sağlığı ile ilgili kullanacağımız malzemelerin tamı tamına hekimlere teslim edilmesi gerekiyor. Birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinde çok sık üreme sağlığında kullandığımız kondom ve hap gibi sağlık malzemeleri yok. Yoksa siz kadını kürtaja mecbur bırakıyorsunuz. Koruyucu sağlık hizmetleri tedbirlerini alan bir devlet görmeliyiz karşımızda.”
 
‘Kadını yok sayan bir zihniyetle devam ediyorlar’
 
İktidarın kadın sağlığını önemsemediğine dikkat çeken Filiz, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Kadın sağlığını hiçe sayan, kadını yok sayan bir zihniyetle devam ediyorlar. Bu nedenle bundan sonra kürtajda da üreme sağlığında da ve başka kadın haklarının ihlal edildiği her yerde çok rahat hukuksuz adımlar atılabileceğini gösteriyor. Maalesef kadınlar, cinsel hayatları, kaç çocuk doğurmalarıyla ilgili birilerine muhtaç hale getirilmeye çalışılıyor. Kadınların iradesi dışında çocuk doğurması, bakması ve hayatını tamamen bu şekilde idame ettirmesi bekleniliyor. Hükümetin söylemleri hukuksuz ve etik dışı. Bu söylemler kabul edilemez.”