Kadın Sağlık Kurultayı başladı: Sağlık meselesini öz savunma olarak tarifliyoruz

  • 11:53 7 Aralık 2019
  • Sağlık
ANKARA - SES’in ilkini düzenlediği Kadın Sağlık Kurultayı’nda konuşan SES Eş Başkanı Gönül Erden, dünden bugüne sağlık meselesini öz savunma olarak tariflediklerini kaydederek, “Kadın mücadelesi ile sağlık mücadelesi iç içe geçmiştir. Bugün her ne kadar bu alan erkek egemen hekim merkezli olsa da kadın emeğinin yoğun olduğu bir alan olduğunu çok iyi biliyoruz” dedi.
 
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) ilkini düzenlediği Kadın Sağlık Kurultayı, Ankara'daki Eğitim Sen Genel Merkezi Konferans Salonu’nda başladı. İki gün sürecek olan kurultay, yaşamını yitirenlerin adına yapılan saygı duruşu ile başlarken açılış konuşmasını SES Eş Başkanı Gönül Erden yaptı. 
 
‘Egemen sistem toplumun sağlık birikimine el koymuş durumda’
 
Emek, demokrasi barış ve kadın özgürlük mücadelesinden yitirilen tüm kadınları anarak konuşmasına başlayan Gönül, “Bugün bu salonlardan bu toplantıyı yapmamız onların mücadelesi ile başladı. SES olarak kurultayın birincisini yapacağız. Elbette bunun devamı olacak. Sağlık tarih boyunca toplumların kendi varlıklarını sürdürmek için ürettikleri aynı zamanda biriktirdiği alanlardan bir tanesi. Günümüze geldiğimizde maalesef ki egemen sistem, çarpıtılmış sağlık algısı toplumun birikimine el koymuş durumda. Bu biriktirmenin öznesi olan kadının varlığını da mücadelesini de yok sayma anlamına geliyor” dedi. 
 
‘Bilgiyi gasp ettikçe kadınları ve toplumu kendine bağımlı kılıyor’
 
Tarihsel süreçte her zaman kadının sağlığın belirleyicisi olduğunu ancak bu sürecin içerisinde dışlandıklarını kaydeden Gönül, konuşmasına şöyle devam etti: “İktidar bu alandaki bilgiyi gasp ettikçe, yok saydıkça kadınları ve toplumu kendine bağımlı kılıyor. Sadece sağlık alanında değil birçok alanda bu birikimi yok sayıyor. Sağlık geçmişten bugüne egemenler için kullandıkları bir alan olmuştur. Ulus devletin inşası için bir çözüm olarak görmüşlerdir bazen siyasi hegemonyalarını devam etmek için kullanılmıştır. Özellikle 70’lerden sonra sermaye birikimine katkı sağlamak için kullanılmıştır. AKP iktidarı ile beraber toplumun tüm muhalefetine rağmen sağlıkta dönüşüm olarak adım adım hayata geçiyor. Her birimizin alanda yaşadığı ve emeğimizin sömürüldüğü bir program. Sermaye, kendisi için yaşadığı sıkıntıyı aşmak için bu alanı rant olarak kullanmayı benimsedi. Sağlık kurumlarını özelleştirdi, esnek ve güvencesiz çalışma modelleri önümüze serildi. Her bir sağlık emekçisi sömürü ile direkt yüz yüze geldik. En az sağlık çalışanı ile en fazla iş yapma mantığıyla sömürüyü derinden yaşıyoruz.”
 
‘Emeğimiz bakım hizmetlerine sıkıştırıldı’
 
Kadın sağlık emekçilerinin yoğun olarak bu süreçten etkilendiklerini vurgulayan Gönül, özellikle kadın sağlık emekçilerine iktidarın “sosyal yaşamınıza, çocuklarınıza evliliğinize daha fazla zaman ayırmak için esnek çalışmayı tercih edin” dediğini vurguladı. Gönül,  esnek ve güvencesiz çalışma biçiminin kadın sağlık emekçileri açısında daha fazla sömürü ve şiddet anlamına geldiğini  belirterek, “İktidar en çok bizlerin emeğini görünmez kılıp değersizleştiriyor. Sağlık alanı toplumsal cinsiyet rollerinin yansıdığı alanlardan biri. Bizim emeğimizi bakım hizmetlerine sıkıştırdılar. Bu ülkedeki egemenin kadına yönelik bakışından bağımsız değildir. Ataerkinin bize ve emeğimize dönük yaklaşımından bağımsız değil. Kadının toplumsal yaşamından dışlanması ile sağlık alanından dışlanması paralellik gösteriyor. Sistemim uyguladığı gasp şiddet ve yok etme politikaları devam ediyor. Bugüne geldiğimizde katliam kültürü hala bizim açımızdan devam ediyor. Her gün en az 3 kadın arkadaşımız katledilmeye devam ediyor” ifadelerini kulandı. 
 
‘Kadın ve sağlık mücadeleleri iç içe geçmiştir’
 
Dünden bugüne sağlık meselesini öz savunma olarak tariflediklerini kaydeden Gönül, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadın mücadelesi ile sağlık mücadelesi iç içe geçmiştir. Egemen sistemin yazdığı tarihte biz kadınların emeği yok. Özellikle pek çok dönemde ikinci dalga feminizm diye tariflediğimiz kendi bedenine dönük müdahalelere itirazları ile kürtaj mücadelesi hem bir kadın hem de sağlık mücadelesi olarak yürütülmüştür. Bugün ilaçların içerisindeki prospektüsler kadınların yürüttüğü mücadele sonucudur. Bugün her ne kadar bu alan erkek egemen hekim merkezli olsa da kadın emeğinin yoğun olduğu bir alan olduğunu çok iyi biliyoruz. Tüm deneyimlerle birlikte emeğimizin sömürülmesine karşı alınan bilgimize tekrardan sahip olmak açısından tekrar mücadele etmekten başka bir yol yok.” 
 
‘Savaş halk sağlığı ve kadın sorunudur’
 
Ardından SES Kadın Sekreteri Selma Atabey konuştu. AKP iktidarının derin bir kriz yaşadığına dikkat çeken Selma,  ekonomik reformları dahi gündeme almayan iktidarın bunun yerine savaş politikaları ile varlığını sürdürmeye çalıştığını vurguladı. İktidarın Suriye’deki Kürtlerin kazanımlarına saldırarak topluma savaşı dayattığını ifade eden Selma, “Savaştan kaçınan kadınlar ve çocuklar ucuz iş gücü ve onarılmaz sağlık sorunları yaşamaktadır. Savaş o yüzden bir halk sağlığı ve kadın sorunudur. Artan enflasyon hayat pahalılığı işsizlik göç nedeniyle derim bir toplumsal travma yaşanmaktadır. Çözüm bulamayanlar intihara sürüklenerek aileler yok ediliyor. Yoksulluk ve yoksulluk biz kadınlar için de had safhadadır. Şiddete en fazla kadınlar ve çocuklar maruz kalmaktadır. Buna karşı verilen cezalar yetersiz kalmakta ya da uygulanmamaktadır” diye belirtti. 
 
‘Daha fazla mücadeleye ve örgütlenmeye ihtiyaç var’
 
“Devlet ve erkek hegomanyası giderek derinleşmiştir” diyen Selma, kadına yönelik her türlü şiddeti ve ayrımcılığı sürdüren bir anlayışın kadınların yaşamlarına saldırı gerçekleştirdiğinin altını çizdi. Selma, “Bu anlayış yerle yeksan olana dek birlik ve mücadele ile örgütlenmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var” dedi. 
 
‘Eril şiddetin tüm biçimlerinin saldırısı devam ediyor’
 
Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy da SES’in dünden bugüne mücadele ettiğini belirterek, “Ataerkil kapitalizmin derin bir kriz yaşadığı bu dönemde eril şiddetin tüm biçimleri ile saldırıların hız kesmediği süreçten birini yaşıyoruz. Faşizm koşullarını yaşadığımız bu süreçte AKP - MHP bloğunun kadınları hedef aldığını görüyoruz.  İşsizlik, işyerinde uğradığımız baskı, mobbing savaş, gözaltı ve tutuklamalar yetmezmiş gibi her gün kazanımlarımıza saldırılar gerçekleştiriyor. Cinsiyete dayalı tahakküm ilişkilerini kuran bu sistemden özgürleşmeden sağlıklı olamayız. Eşit ve özgür bir dünya için hep birlikte mücadele ediyoruz” diye konuştu. 
 
Konuşmaların ardından kurultaya kısa bir ara verildi. Kurultay, aranın ardından sunumlarla devam edecek.