TJA’nın kampanyası erkekleri de kendileriyle yüzleştiriyor!

  • 09:04 5 Eylül 2019
  • Güncel
İZMİR - TJA’nın “Değişim ve Özgürlük için Sen de Ayağa Kalk” kampanyası kapsamında erkeklere yönelik başlattığı atölyelerin toplumsal cinsiyet rollerinin değişmesine katkı sunacağını belirten SKM Genel Meclis üyesi Didar Gül, bu şekilde kadınlar kadar erkeklerin de özgürleşeceğini söyledi. 
 
Kadına yönelik şiddet, katliam, taciz, tecavüz, çocuk istismarı ve doğa talanına karşı Tevgera Jinên Azad (TJA) öncülüğünde 19 Temmuz’da başlatılan “Değişim ve Özgürlük için Sen de Ayağa Kalk” kampanyasının çalışmaları kentlerde devam ediyor. Kampanya ile erkeğin dönüşümünü de amaçlayan kadınlar, İzmir’de “Erkeğin değişimi ve dönüşümü” ile “Erkeği öldürmek” başlıklı eğitim ve atölye çalışmaları başlattı. 
 
Kampanya çalışmalarını değerlendiren Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Meclis üyesi Didar Gül, TJA’nın bu etkinliklerinin toplumsal cinsiyet rollerinin değişmesinde etkili olacağını ve bu sayede mücadele alanında kadınlara daha fazla yer açılabileceğini söyledi. Toplumsal cinsiyet rollerinin değişmesi ile kadınlar kadar erkeklerin de özgürleşeceğini belirten Didar, toplumsal devrimin kadın devrimi ile harmanlanması gerektiğini vurguladı.
 
‘‘Erkeklerin kendileriyle yüzleşmesi gerekir’
 
Erkeğin dönüşümünün elzem olduğunu kaydeden Didar, dışarıda faşizme karşı erkek yoldaşlarıyla birlikte mücadele eden kadının ayrıca iç ortamlarda ortaya çıkan erkeklik durumlarıyla da mücadele etmek durumunda kaldığını söyledi. Didar, “Kadınlar, erkeklerin kadınları ekarte etme durumları ile çifte bir mücadele etme yolları arıyor. Böyle olunca kadının mücadele yolu daha zorlu oluyor. Kadın kendine alan açmak için erkeği dönüştürme yolunu seçmek zorunda kalıyor. Atölyelerde işe yarar bir durum. Erkek yoldaşlarımızın kendi erkeklikleri ile yüzleşmeleri, atölyelerde açığa çıkan erkekliğin düşüncelerine yansımasıyla daha çarpıcı bir rol alıyor” ifadelerini kullandı. 
 
Erkekliği tanımlamanın bir reçetesi olmadığını belirten Didar, sosyalist, yurtsever veya devrimci erkeklerin bulaşık yıkadıkları veya parti ortamında temizliğe yardım ettikleri için erkekliği savurduğu yanılsamasına kapıldığını dile getirdi. “Erkeklik sinsi bir şey” diyen Didar, şöyle devam etti: “Erkeğin sevgilisiyle veya başka ilişkilerinde bu ortaya çıkabiliyor. Bunlarla yüzleşmesi ve kendi değişimini örgütlemesi gerekiyor. Örneğin kadın slogancının sesi çıkmadığı gerekçesiyle elinden megafonu alabiliyor. Erkekliğin hangi durumlarda ortaya çıktığını ve erkeklerin bu durumlarda ne yaptığını çözümlemek ve kendilerine yönelmelerini, iç tartışmalar yapabilmelerini sağlamak gerekiyor. Erkeklik atölyeleri bu durumu geliştirebilir.” 
 
‘Erkeklerin değişime niyeti olmalı’
 
Erkeklerin erkeklikleriyle yüzleşmeye pek niyetli olmadığını ve bu nedenle kadınların daha kararlı olması gerektiğini söyleyen Didar, “Bazen katılımı zorunlu tutmak gerekiyor, bazen birebir yapmak gerekiyor, bazen adına ‘erkeklik atölyesi’ demeden yürütmek gerekiyor. Ama en nihayetinde bu çalışmaların yürütülmesi gerekiyor. Bizim kendi parti kadrolarımızda ve üyelerimizde yaptığımız bir durumdu” dedi.
 
‘Erkeğin dönüşümü kadına yönelik şiddete yansır’
 
Daha geniş bir çalışma yürüten TJA’nın bu kampanyasının gerekli ve önemli bir çalışma olduğunu kaydeden Didar, TJA’nın çok daha geniş bir kitleye hitap ettiği için kadın cinayetlerinin önlenmesinde de etkili olacağını dile getirdi. TJA’nın sözünü dinletebildiği bir halk kitlesi olduğunu söyleyen Didar, “O halk kitlesinin kendini dönüştürmesi doğalında kadına yönelik şiddete de yansır, farklı boyutlarda yaşanan sorunlara da etki eder. Kadın mücadelesi ile açığa çıkan sorunların da aşılmasını sağlar. Bugün erkeğin böyle bir atölyede, örneğin eşine ekonomik şiddet uyguladığını fark eder ve parayı kendisi yönetirken daha kolektif bir yaşamı örmeye başlar kendi çevresiyle. Bu durumda kadının hem mücadele alanı da genişler. Bu böyle örülmezse olmuyor. Keza Sovyetler Birliği buna örnektir. TJA bunu gören ve buna göre mücadele ören bir kampanya yürütüyor” diye konuştu. 
 
‘Erkeğin de özgürleşmesi gerekiyor’
 
Atölyelerin erkeğin özgürleşmesini de beraberinde getireceğini belirten Didar, “Erkeğin toplumsal cinsiyet rollerine göre aileye bakma, eşinin namusunu koruma veya kız çocuğunu boyunduruk altına alma gibi yükümlülükleri var. Ama bunları araştırdığında böyle yükümlülüklerinin olmadığını görüyor. Bu da kendi özgürleşmesini sağlamış oluyor. Kadın özgürleşince daha kolektif bir yaşam ortaya çıkıyor, daha rahatlatan daha insani bir yaşama evriliyor” ifadelerini kullandı. 
 
‘Toplumsal devrim kadın devrimi ile harmanlanmalı’
 
Kadın ve erkeğin mücadelesinin birlikte olduğunu, bazı feminist grupların yalnız yürüdüğünü söyleyen Didar, kadın özgürlük mücadelesinin toplumsal devrime eşlik ettiğini belirtti. Didar, “Aksi takdirde geriye dönüşler olabilir ya da devrim kadın devrimiyle harmanlanmadığında eksik kalıyor. O zaman da toplumsal devrim demek güç oluyor. 1980’lerden bu yana daha yaygın ve daha örgütlü bir şekilde ilerliyor, bunun faydası da açığa çıkıyor. Rojava’da da gördüğümüz gibi eşitlikçi bir toplum kurmanın bu yoldan geçtiğini görebiliyoruz” dedi.