İstanbul depreme de deprem sonrasına da hazır değil!

  • 09:12 28 Eylül 2019
  • Okumadan Geçme!
Safiye Alağaş
 
İSTANBUL - Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Yüksel Örgün Tutay, kentte bir depremin yaşanacağını İstanbul’un bu depreme hazır olmadığını vurgulayarak, alınması gereken önlemlere ve eksikliklere dikkat çekti. 
 
Marmara Denizi’nde, Silivri’nin 21,6 kilometre açığında, 5,8 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi verilerine göre, yer kabuğunun 12,3 kilometre derinliğinde olan depremin ardından en büyüğü 4,4 büyüklüğünde, 188 adet artçı deprem yaşandı.
 
Gerçekleşen deprem, yaklaşık 15 milyon insanın yaşadığı İstanbul’un yanı sıra Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bursa, Yalova, Bilecik gibi illerde de hissedildi. Depremin ardından İlk belirlemelere göre bazı binalarda çatlaklar oluştu. Deprem sonrası ise toplanma alanları, iletişim ve ulaşımda da büyük sorunlar yaşandı. 
 
Toplanma alanları
 
Deprem toplanma alanları daha özel olarak üzerinde geçici kentlerin kurulabileceği, elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif ediliyor ancak İstanbul’da güvenli ve yeterli sayıda deprem toplanma alanı bulunmuyor. İstanbul Kent Savunması ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), deprem sonrası yaptığı açıklamada 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi sonrası17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi sonrası 407 olan deprem toplanma alanlarının sayısının 77’ye düştüğünü açıkladı.
 
Acil durum
 
Dünya ölçeğinde trafiği en problemli kentlerden biri olan İstanbul için deprem sonrası müdahale olanaklarının önündeki en ciddi engel olarak ulaşım öngörülüyor. Uzmanlara göre acil ulaşım yol ağı oluşturulması gerekiyor. Acil ulaşım ağının ise acil tıbbi hizmetlerin ulaşımına, kurtarma faaliyetlerine ve yardım malzemelerinin belirlenen alanlara ulaştırılmasına hizmet etmesi gerekiyor. Bu nedenle acil ulaşım yolları ve anayollarda tıkanmaların önlenmesi için bu yollar üzerinde hiçbir şekilde araçların park edilmemesi gerekiyor. 
 
İstanbul depreminde kimyasallardan kaynaklanabilecek olumsuz durumları en aza indirgeyecek acil önlemler de henüz alınmış değil.
 
İlk 72 saat
 
Uzmanlar olası bir afet durumunda ilk 72 saat her bireyin kendi başınaymış gibi hazırlıklı olması, 3 günlük süreyi kapsayan bir Aile Afet Planı hazırlanması gerektiğini ifade ediyor. İstanbul halkının afet anında ve sonrasında yapılacaklarla ilgili kamu spotları veya yerel yönetimler aracılığıyla bilgilendirilmesi gerekirken, sarsıntı sonucu düşme tehlikesi olan eşyalar sabitlenmeli, deprem çantası mutlaka hazır bulundurulmalı. Yine deprem sırasında paniğe kapılmadan, çök-kapan-tutun hareketi yaparak sarsıntının geçmesinin beklenmesi uyarıları yapılıyor.
 
İstanbul’u neler bekliyor? 
 
Peki, İstanbul’da tüm bu hazırlıklar ve önlemler yeterli düzeyde mi? Kentin, deprem yaşandığından bu yana başta iletişim ve toplanma alanları olmak üzere büyük problemlerle karşı karşıya olduğu bir kez daha ortaya çıktı. 
 
Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı ve İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Yüksel Örgün Tutay, olası bir deprem karşısında İstanbul’u nelerin beklediğini anlattı. Depremin yaşanmasının İstanbul için hiçbir şekilde sürpriz olmadığını söyleyen Yüksel, İstanbul’da her gün küçük ölçekli depremler olduğunu belirtti. Depremin olacağını vurgulayan Yüksel, “İstanbul buna ne kadar hazır?  Deprem sonrasına kesinlikle hazırlıklı değil. İstanbul’da zemin bütün jeolojik nitelikleriyle açıklanması, detayda haritalanması gerekiyor. Detayda İstanbul’un jeoloji haritalarının halkı da bilgilendirerek paylaşılması gerekiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı jeolojik haritalar var ama bunların çok daha detaylı özellikle kimyasal özellikleriyle açıklanması gerekiyor. ‘Güngören kili’ diye bir kavram var. Dünkü depremde en fazla sarsıntının hissedildiği alan Güngören kilinin bulunduğu alandır. Güngören kilinin yayıldığı alanların bütün jeolojik parametreleriyle detayda araştırılması gerekiyor. Kalınlığı, su içeriği, mineolojik bileşimi, kimyasal özellikleri bunların tümünün çok net bir şekilde açıklanması gerekiyor” dedi.  
 
‘Burada deprem halkın gündeminde değil’
 
İstanbul depremine hazırlanmak isteniyorsa özellikle Güngören kili bazında bütün birimlerin niteliklerinin detayda incelenip kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini dile getiren Yüksel şöyle konuştu: “Binaların deprem sonrası açısından güvenli olup olmadığını, başta meslek odaları olmak üzere belediyelerle beraber istişare halinde olup incelenmelidir. Binaların zeminlerine uygun yapılıp yapılmadığını öğrensinler. Şimdi Japonya deprem açısından en riskli ülke ama burada deprem halkın gündeminde değil. Çünkü Japonya’da zeminin özellikleri biliniyor. Bu zeminin özelliklerine ve niteliklerine göre binalar yapılıyor Oysa İstanbul’da binaların çoğu ne yazık ki gerçek zemin etüdü, zemin araştırmaları temelinde yapılmıyor. Zemin derinlikleri, zemin parametrelerinin belirlenmesi, üst yapı projeleri bunların tümü zemin parametrelerinin çok iyi bilinmesiyle ancak belirlenebilir. Bunlar ne yazık ki çok eksik.”
 
‘Şehrin bütün olarak güvenli olması gerekiyor’
 
Halkın yapması gerekenin binasının zemine uygun yapılıp yapılmadığını öğrenmek olduğunu ifade eden Yüksel, “Belediyeden öğrenebilir. Üniversitelerden öğrenebilirler. Meslek odalarından öğrenebilirler. AFAD’dan öğrenebilirler. Lütfen bu konuda uyanık olsunlar. Başta ağır eşyalar olmak üzere mutlaka bunların sabitlenmesi gerekiyor. Yapılacak en önemli şeylerden biri bu. Yakın çevremizde gerçekten ciddi bir ihmal içerisindeyiz. Bir de şunu unutmamak lazım. Depremi evde yaşamayacağız ki. Nerden biliyoruz evde yakalanacağımızı. Dün İstanbul nüfusunun neredeyse yüzde ellisi sokaklardaydı. Başka binalardaydık. Dolayısıyla bir bütün olarak şehrin güvenli olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Zemini risk taşıyor’
 
İstanbul’un zemininin kesinlikle deprem açısından çok büyük bir risk taşıdığının altını çizen Yüksel, “Dolayısıyla İstanbul’da çok büyük bir zemin problemi var. Eğer siz bu zeminin niteliklerini jeolojik ve jeofizik parametreleriyle iyi bilirseniz ona göre binanızı inşa edersiniz ve hiçbir şey olmaz. 99 depreminde sapasağlam ayakta kalmış binalar vardı. Ama yanındaki binalar tümüyle un ufak olmuştu. Bu neyi gösteriyor. Ayakta kalan bina o zeminin özelliklerine göre mühendislik projeleri yapılarak inşa edildi” diye belirtti.
 
‘Aklım almıyor’
 
İstanbul’u bir depremin beklediğini şehrin bu depreme hazır olmadığını bunun neden tartışılmadığını ve hazırlık yapılmadı diye sorduğumuz Yüksel, “Bir bilim insanı olarak sürekli bu soruyla karşılaşıyorum. Yetkililerin cevaplaması gerekiyor. Olacak şey değil. Benim de aklım almıyor.  Lütfen yetkililer! İstanbul’u yöneten belediye, Valilik, diğer kamu kurumları lütfen üniversiteler ve meslek odalarıyla iletişim halinde olsunlar” diye cevapladı.