Hediye Levent: Türkiye’nin elinde 5 milyon mülteci ve bir Milli Ordu kaldı

  • 09:15 28 Ekim 2019
  • Güncel
İSTANBUL - Türkiye’nin Suriye’deki savaşın başlangıcından bu yana izlediği politikalardan hiçbir kazanç elde edemediğini ifade eden gazeteci Hediye Levent, “Sonuç itibariyle Türkiye’nin elinde binlerce mensubu olan bir Milli Ordu kaldı. 5 milyona yakın mülteci kaldı. Korkunç bir şekilde yalnızlaşan bir Türkiye var. Bunlar göz önüne alınınca bir kazanım elde etti demek doğru olmaz” dedi.
 
Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyonu gündemiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 22 Ekim’de Soçi’de bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrası 10 maddelik bir mutabakat yayınlandı. Bölgeyi yakından takip eden gazeteci Hediye Levent, üzerinde uzlaşılan 10 maddelik mutabakatı değerlendirdi.
 
‘Türkiye hassas davranmaya zorlanabilir’
 
Hediye, mutabakatın “iki taraf Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün muhafazasına” maddesinin, Adana Mutabakatı’na atıf yapılmasaydı hiçbir anlamının olmayacağını vurguladı. Ancak görüşmede Adana Mutabakatı’na vurgu yapıldığı için bu gündemin birkaç anlamının ortaya çıktığını belirten Hediye, “Önümüzdeki günlerde sahadaki pratikler açısından bazı uygulamalar beklenebilir. Yani Türkiye artık Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve sınırları koruma konusunda daha hassas davranmaya zorlanılabilir” dedi.
 
‘Türkiye Şam ile görüşmek zorundaydı’
 
Türkiye’nin Suriye politikasının çok belirsiz olduğuna dikkat çeken Hediye, “Türkiye Cenevre süreçlerinde de birçok noktada Suriye’nin toprak bütünlüğünü tanıdığını deklere etti. Ama aynı zamanda Afrin’de ve Suriye’nin birçok yerinde bir takım eylemlere de girişti. Türkiye niye Milli Orduyu destekliyor? Suriye’de rejim değiştirmeyi mi hedefliyor? Türkiye’nin Suriye’deki manevra alanı artık daralmış durumdadır. Özellikle son dönemlerde ABD ve Rusya’yı birbirlerine karşı koz olarak kullanarak varlığını bugüne kadar getirdi. Ama artık hat çevirecek alan kalmadı. Türkiye Şam ile görüşmek zorundaydı. Soçi’de yapılan anlaşma çerçevesinde bu süreç başladı. Başlamasaydı sahadaki gelişmeler belki çok daha ağır şartlarda Şam’la görüşmeye mecbur edebilirdi” diye konuştu.
 
‘Detaylar uygulama aşamasında ortaya çıkacak’
 
Mutabakatın “terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme” maddesini değerlendiren Hediye, bu maddenin detaylarının uygulama aşamasında ortaya çıkacağını söyledi. Soçi Mutabakatının birçok maddesinde muğlaklıkların olduğunu dile getiren Hediye, “Mesela Milli Ordu denilen ordunun 30 tane bileşeni var. Onların 17 tanesini Rusya terörist sayıyor. Diğer taraftan Türkiye’nin terörist saydığı YPG’yi Rusya ve Şam rejimi terörist saymıyor. Yani kimin terörist olup kimin terörist olmadığı gibi bir durumu var. Bu durum önümüzdeki günlerde sahadaki siyasi pazarlıkla devam edecek” diye belirtti.
 
‘Farklı görüşmeler yaşanabilir’
 
Mutabakatın “QSD güçleri ve silahlarının sınırdan 30 km aşağı çekilmesi ve Tel Abyad ve Resulayn’ı içine alan 32 kilometre derinliğindeki yerleşik statüko muhafazasına” maddelerine ilişkin ise Hediye, şunları dile getirdi: “Ben açıkçası SDG’nin ya da YPG’nin çoluk çocuk toplanıp 30 kilometre geri çekileceğini zannetmiyorum. Çünkü bunlar en nihayetinde o bölgenin insanları. Ama üniformalarını çıkarıp silahlarını bırakabilirler. Çünkü bu anlaşmada daha önce ABD ve Türkiye arasında yapılan anlaşmaya benzer bir nokta var. Bu nedenle üniformalarını çıkarıp devam edeceklerdir ya da üniformalarını değiştirebilirler. Yani Suriye ordusunun üniformasını giyebilirler. Zaten Mazlum Kobani’nin Rusya Savunma Bakanı ile yaptığı görüşmede de arkasında Rus bayrağı da vardı. Bu açıdan bakıldığı zaman önümüzdeki günlerde farklı görüşmeler de meydana gelebilir.”
 
‘Türkiye Suriye ile dolaylı yoldan devriye gezecek’
 
“Türkiye’nin mevcut Barış Pınarı Harekatı alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 kilometre derinlikte Kamışlo şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacaktır” maddesi için Hediye, şöyle konuştu: “Burada Kamışlo’yu hariç tutmalarının nedeni orada Suriye ordusunun olmasından dolayıdır. Bir de orada havaalanı var. Suriye ordusu bunu istemeyecekti. Böyle bir durumda Türkiye’nin, orada Kürtlerle onlar olmasa bile Suriye ordusuyla karşı karşıya gelme riski vardı. Ama diğer tarafta devriye meselesini gözden kaçırmamak lazım. Birincisi sınır boyunca Suriye ordusu 15 tane gözlem noktası kuracak. İkincisi de Türkiye Rusya’yla ortak devriye gezecek. Ama Rusya’nın partneri orada Suriye ordusu. Yani bu açıdan Türkiye’nin Suriye ordusuyla dolaylı da olsa ortak devriye gezdiğini söyleyebiliriz. Bu Türkiye Suriye gelişmeleri açısından önemlidir.”
 
‘Mültecilerin en az yarısı dönmeyecek’
 
Hediye, mutabakatta yer alan “Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak maksadıyla ortak çalışma yapılacaktır” maddesinin de oldukça komplike bir durum olduğunu ifade etti. Türkiye’nin bu şartlar altında sıklıkla ifade ettiği “güvenli bölgenin” oluşturmasının çok güç olduğunu dile getiren Hediye, “Yani özellikle sınıra Suriye ordusunun girdiğini düşünürsek bu oldukça zor olur. Diğer taraftan Tel Abyad ve Resulayn küçücük bir yer. Oraya bir kere 1 milyon mülteci sığmaz. Türkiye’nin ilerleyen zamanlarda Rusya ile ilişkileri geliştirip Suriye ordusunu sınırdan daha içeriye itme gibi bir olasılık mı var? Bu da bu saatten sonra mümkün değil. O yüzden Türkiye’nin bu söylemi çok da sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini söyleyebiliriz. Bir diğer nokta ‘güvenli ve gönüllü’ meselesidir. Türkiye’de hepimizin anlaması gereken bir şey var. Mültecilerin, göçmenlerin en az yarısı dönmeyecekler. Zaten dönmek isteyenlerin de ne kadarı gönüllü dönüyor ne kadarı zorla gidiyor onu da tartışmak lazım” ifadelerini kullandı.
 
‘Türkiye’nin elinde 5 milyon mülteci kaldı’
 
Türkiye’nin savaşın başından bu yana Suriye’de izlediği politikalardan hiçbir kazanç elde edemediğini dile getiren Hediye, şunları kaydetti: “Türkiye’nin elinde binlerce mensubu olan bir Milli Ordu kaldı. 5 milyona yakın mülteci kaldı. Korkunç bir şekilde yalnızlaşan bir Türkiye var. Artık günümüzde Trump’ın bir tweeti ile bir gecede bilmem kaç milyon dolar borcumuzun arttığı kırılgan bir ekonomisi olan bir ülke kaldı. Suriye sahasına dönecek olursak bu süreç ‘Rejim değiştirmek birkaç hafta sürer. Ondan sonra her şey yoluna girecek’ şeklinde başladı. Ancak en nihayetinde Türkiye Suriye’de atacağı adımlar konusunda Rusya’ya bağımlı hale geldi.  İşin daha da trajiği Türkiye 900 kilometre sınırı olan Suriye ile artık Rusya’nın çerçevesini, içeriğini belirlediği bir formatta ilişkilerini başlatacak. Bunlar göz önüne alınınca bir kazanım elde etti demek doğru olmaz.”