‘Kadınlara karşı toplumsal sistematik bir şiddet olgusu mevcut’

  • 18:19 17 Kasım 2019
  • Güncel
ANTALYA - Antalya'da bir araya gelen kadınlar, iktidarın politika ve söylemlerinin şiddeti artırdığına dikkati çekerek, "Haklarımız ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz" dedi.
 
Antalya Kadın Platformu, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa ve Nafaka hakkının korunmasına ilişkin Eğitim Sen Şube binasında panel düzenledi. Moderatörlüğünü Büro Emekçileri Sendikası (BES) Şube Başkanı Devrim  Mol’un yaptığı panele, Avukat Nagihan Bulduk ve Saddet Öztürk konuşmacı olarak katıldı. İktidarın kadına yönelik şiddeti olağan olarak gördüğüne dikkati çeken BES Şube Başkanı Devrim Mol, şiddeti arttıran iktidarın politika ve söylemlerine karşı kadınlara örgütlü mücadele çağrısı yaptı. Devrim, "Haklarımız ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz" dedi.
 
‘Kadınlara karşı toplumsal sistematik bir şiddet olgusu mevcut’
 
Panelistlerden Avukat Saadet Öztürk, CEDAW’ın ve İstanbul Sözleşmesinin kadın kazanımlarındaki önemine değindi. Kadına şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizlikten kaynaklandığının üzerinde duran Saadet, hukuka göre nafakanın sosyal yardımlaşma ve ahlaki görev olduğunu hatırlatarak, “Günümüz toplumunda kadın, sadece anne rolü ile tanımlanıyor. Kadınlara karşı toplumsal sistematik bir şiddet olgusu mevcut. Devlet, kadını korumakla yükümlüdür. Devlet, kadına şiddeti önlemeye çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket etmesi gerekiyor. Toplumda farkındalık yaratacak eğitim kurumlarda, toplumsal eşitlik temeli eğitim projeleri geliştirilmeli.  Kadına saygınlığı artırmak için politikalar üretilmeli. Ayrıca kadına yönelik ciddi bir psikolojik şiddet ve takip ile kadını gözlem ve denetim altında tutma mekanizması var. Bu doğrultuda şu apaçık ortadaki, toplumun genel ahlak anlayışına göre kadın yargılanıyor” diye konuştu.
 
‘Şiddet cezasız kalıyor’
 
Avukat Nagihan Bulduk da kadına şiddet uygulayan erkeklerin cezasız bırakıldığını vurguladı. Şiddetin son bulması için kolektif bir kadın dayanışmasıyla birlikte mümkün olacağını ifade eden Nagihan, “Şiddeti yapan erkeğin hareket serbestliği var. Bu da şiddete davetiye çıkarıyor. Şiddet gören kadının beli bir alana hapsetmek yerine erkeğin hareket alanına dokunulmaması, şiddeti meşru hale dönüştürüyor. Şiddete uğrayan kadının kısıtlanması ve beli bir alana hapsedilmesi şiddeti artırıyor. Şiddeti uygulan erkeğin hareket alanının kısıtlanması ve elektronik kelepçe gibi sonuç alıcı gözlem dinamikleri ile denetim altında tutulmasıyla şiddeti önleyecek çözümler üretilmeli” diye konuştu.