Meme kanserinde erken teşhis ile başarı oranı yüksek

  • 09:03 14 Ocak 2020
  • Sağlık
Medya Üren-Beritan Canözer
 
DİYARBAKIR - Günümüzde yaygın olarak görülen meme kanserinin tedavisinde erken teşhis önemli bir yerde duruyor. Hemşire Yekta Yıldız, kadınların her ay düzenli olarak kendilerini muayene etmeleri durumunda olası bir hastalık belirtisinin erken fark edilebileceğini vurguladı.
 
Kadınlarda en sık karşılaşılan kanser tipi olan meme kanseri, erken teşhis ile başlayan tedavi sürecinde büyük oranda olumlu sonuçların alınabildiği bir kanser türü. Ortalama her 100 kadından 10’unda meme kanserine rastlanıyor. Son 20 yılda erken teşhis ve tedavide önemli bir ilerleme kaydedilirken, tedavi ve ameliyatla hastalıktan kurtulma olasılığı oldukça yüksek. Uzmanlar, meme kanserinde erken teşhisin önemli olduğu konusuna vurgu yaparken, kadınların 20 yaşından sonra meme muayenesine başlaması gerektiğine dikkat çekiyor.
 
Meme kanseri nedir?
 
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi hemşire Yekta Yıldız, meme kanserinin meme dokusu içinde süt kanalları içerisinde oluşan kanser hücreleri olduğunu belirtti. Meme kanserine neden olan hücrelerin çoğalmasının ve büyümesinin oldukça zaman aldığını belirten Yekta, “Ancak çoğaldıktan sonra hücreler lenf ve kan yoluyla vücudun diğer organlarına yayılabilir. Meme kanserinde en önemlisi kanserin kan ve lenf yolu ile diğer organlara yayılmadan tanının konmasıdır. Bu aşamada konulan bir tanı ile tedavi oranı çok yüksektir. Bu nedenle meme kanserinde erken teşhis çok önemlidir. Meme kanserinde iyi ve kötü huylu kitleler oluyor. İyi huylu oranı daha fazla” dedi.
 
Risk faktörleri
 
Yekta, meme kanserinin nedeninin tam olarak bilinmese de kalıtım, beslenme şekli, sosyo-ekonomik durum, regl durumu, doğumlar, doğum kontrol hapları gibi birçok faktörden bahsedilebileceğini söyledi. Meme kanserinde kadın olmanın birinci derece risk faktörü olduğunu ifade eden Yekta, ancak ailede meme kanseri öyküsü bulunan kişinin meme kanserine yakalanma riskinin diğer insanlara göre daha fazla olduğunun altını çizdi.
 
Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme riskinin artacağını dile getiren Yekta, şunları ifade etti: “Beyaz tenli kadınlar, esmer tenli kadınlara göre yüzde 20 daha fazla risk altındadır. Meme kanseri vakalarının yüzde 5-10’u genetiktir. Aileden geçen bozuk genler (mutasyon) sonucu oluşmaktadır. 15 yaşından önce radyoterapi tedavisi görmek, 40 yaşından sonra meme kanseri olma riskini yüzde 35’e çıkarmaktadır. 55 yaş ve üstü kadınların 3’te 2’sinde yayılma gösteren meme kanseri bulunmaktadır. Uzun süreli fazla sigara tüketiminin meme kanseri riskini arttırdığı tespit edilmiştir. Fiziksel aktivite ve düzenli spordan uzak, hareketsiz bir yaşam meme kanseri oluşum riskini artırmaktadır. Şişmanlık, doğurganlık çağındaki kadınlarda meme kanseri riskini 2 katına çıkarır. Ailesinde meme kanseri olanlarda doğum kontrol hapı kullanımı, kanser riskini 3 kat artırmaktadır.”
 
Belirtileri nelerdir?
 
Her kadının memesini tanıması ve adetten 4-5 gün sonra, eğer adet görmüyorsa ayda bir kere belirlediği tarihte memesini kontrol etmesi gerektiğine dikkat çeken Yekta, kadınların dikkat etmesi gereken değişimleri şöyle sıraladı: “Memede genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen yapıda ve karakterde ele gelen şişlikler; gözle görülebilir şekilde, meme boyutunda veya şeklinde değişiklik, meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal çekintiler; meme başı ve çevresinde, renk ve şeklinde değişiklik, meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar ve yaralar; meme başından kanlı veya kansız akıntı gelmesi, koltuk altında görülebilen, elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişlikler.”
 
‘Meme kanserini fark etmek daha kolay’
 
Yekta, meme kanseri tedavisinde önemli gelişmelerin olduğunu belirterek, teşhis ve tedavi süreçlerinde daha olumlu sonuçlar alındığını kaydetti. Meme kanserinde kadınların en çok zorlandığı noktanın memeyi kaybetmek olduğunu söyleyen Yekta, “Bazı durumlarda memeyi ameliyat ile almak zorunda kalınabiliyor fakat artık buna gerek duyulmayacak gelişmeler oluyor. Gelişmiş teknikler var. Bu teknikler ile hastalık yayılmadan önlem alınabiliyor. Meme kanserinde menopozdan sonra görünme olasılığı daha azdır. Meme kanserini fark etmek daha kolaydır. Kadınlar evde kendi kendilerine de dokunarak kendilerini kontrol edebilirler. Düz bir şekilde aynaya bakarak şeklinde bir bozukluk var mı yok mu diye bakabilirler. Her ay kontrol eden bir kadın değişikliği mutlaka fark eder” dedi.
 
‘Önceliğimiz kendimiz olmalıyız’
 
Meme kanserinden korunmak için stresten uzak durmaya ve fazla kilo almamaya dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Yekta, şunları söyledi: “Sık sık yürüyüş yapılmalı, doğru beslenilmeli. Teşhis sonrası tedaviye uyulmalı ve asla aksatılmamalıdır. Mutlaka kendinizi sevin, önemseyin ve ihmal etmeyin. Kadınlar bu konuda biraz daha soğukkanlı oluyorlar. Yani önceliklerimiz farklı olabiliyor ama mutlaka önceliğimiz kendimiz olmalıyız. Kendimize iyi bakmalıyız. Olmazsa olmazımız sağlığımızdır. Genel olarak kanser oranı artmış bulunmakta. Buna etken olarak birçok şeyi sayabiliriz ama biz bu etkenleri bir kenara bırakmalıyız. Sağlıklı bireyler sağlıklı kalabilmek için, hasta bireyler de sağlığına yeniden kavuşabilmek için üzüntüden, stresten uzak durmalıdır.”