Valilik yasaklarına karşı kadınlar mücadelelerinden taviz vermiyor

  • 09:04 31 Ocak 2020
  • Güncel
Hikmet Tunç
 
VAN - Valiliğin eylem ve etkinlik yasaklarıyla beraber, haklarında birçok soruşturma açılan TJA aktivistleri, Van’da kadınlara ulaşmaya devam ediyor. OHAL ile birlikte kadınların başvuracağı bir merkezin dahi kalmadığını belirten TJA aktivistlerinden Hatice Akdağ, “Tüm baskılara rağmen mücadelemizden taviz vermeyeceğiz. Her kadın şiddete karşı öz mücadelesini yürütmeli” dedi.  
 
Van Valiliği’nin 2016’dan bu yana sürdürdüğü “etkinlik yasakları”, ana caddeler üzerindeki TOMA ve zırhlı araçlarla kent adeta abluka altında. Hukuksuz bir şekilde uygulanan yasaklara karşı demokratik haklarını kullanarak, sokağa çıkanlar hakkında ise soruşturmalar ardı ardına geliyor. Tüm Türkiye’de hakim olan baskıya karşı sokakları terk etmeyenler kadınlar olurken, Van’da da Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistlerinin birçoğu gözaltına alınarak tutuklandı. Tutuklanmayanlar da “adli kontrol” şartı ile serbest bırakıldı. 
 
‘Şiddet mağduru birçok kadınla bir araya geldim’
 
8 yıldır il ve ilçelerde, köylerde kadına yönelik şiddete karşı aktif bir şekilde çalışmalar yürüten TJA aktivistlerinden Hatice Akdağ da, hakkında birçok soruşturma ve dava açılan kadınlardan biri. Haftanın iki günü bağlı olduğu ilçe emniyetine giderek imza atan Hatice, şiddete karşı örgütlenmenin önemine dikkat çekti. 
 
‘Aileden başlayarak erkek-devlet şiddetine dönüştü
 
Toplumsal cinsiyet rollerine karşı mücadele etmeye karar verdiğini belirten Hatice, “Siyasi parti ve birçok kadın platformunda yer alarak il ve ilçelerde şiddete maruz kalan birçok kadınla bir araya geldim” dedi. Cinsiyet eşitsizliğine maruz kalan kadınlardan biri olarak “İlk önce ailemle mücadele etmeye başladım” sözlerini kullanan Hatice, “Şiddetin aileden başlayarak, erkek-devlet şiddetine nasıl dönüştüğüne tanıklık edince de kadına yönelik şiddetin sistemsel olduğunu fark ettim. Sistemsel şiddetin karşısında ise ancak hemcinsinle dayanışarak, örgütlenerek ancak mücadele edilebileceğini gördüm” diye kaydetti. 
 
‘Şiddete maruz kalan kadınların benzer yaşamları var’
 
“Bu alanda mücadele yürüten kadınların hikayelerini dinlediğimde birbirimize ne kadar benzediğimizi gördüm” diyen Hatice, “Yine köyde, mahallelerde mağdur kadınlarla bir araya geldiğimde aynı şekilde erkek şiddeti karşısında ne kadar benzer hikayelerin olduğunu gördüm” ifadelerini kullandı. 
 
‘Kadınlarla iletişimimizi hiçbir zaman kesmedik’
 
Kendilerine ulaşan kadınların psikolojik, fiziksel, ekonomik şiddet mağduriyeti yaşadığını ifade eden Hatice, “OHAL öncesinde bu kadınların başvuracağı mekanizmalar vardı. Kadın dernekleri, belediye bünyesinde açılan yaşam merkezleri ile kadınlar daha güçlüydü. Bakanlık tarafından bu mekanizmaların hepsi kapatıldı. Bizler yine mücadelemizi sürdürdük. Çünkü şiddet bu mekanizmaların kapatılmasıyla daha da arttı. Her an gözaltı, tutuklanma, baskıyla karşı karşıya olduğumuzda dahi kadınlarla iletişimimizi hiçbir zaman kesmedik. Mahalle ve sokaklarda hep kadınlarla bir aradaydık” şeklinde konuştu. 
 
‘Ajanlaştırma politikalarına maruz kaldık’
 
Son dönemlerde kadına yönelik şiddete karşı yaptıkları tüm etkinliklerin Valilik yasaklamalarıyla karşı karşıya kaldığını aktaran Hatice, “Yaptığımız tüm etkinliklere soruşturma açıldı. Bu soruşturmalar kapsamında gözaltına alınmalarda ise ‘sohbet’ adı altında ajanlaştırma politikalarıyla karşı karşıya bırakıldık” dedi. 
 
‘Şiddete karşı yan yana mücadele vermek gerekiyor’
 
Kadınların tüm baskılara rağmen mücadelesinden vazgeçmemesi ve birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Hatice son olarak şunları dile getirdi: “Kadınların şiddet karşısında dayanışması, örgütlenmesi gerekiyor. Her kadın ilk önce şiddete karşı öz mücadelesini başlatmalı. Her kadın şiddete karşı örgütlenmeli. Bizler bölündüğümüz de yok oluruz. Bunun için yan yana daha kararlı bir şekilde mücadele vermemiz gerekiyor.”