Ayşe Acinikli: Bekçilere geniş yetki verilmesinin açacağı sonuçların önünü kimse alamaz

  • 09:05 3 Şubat 2020
  • Güncel
Safiye Alağaş
 
İSTANBUL - Bekçilerin yetkisini genişleten yasal düzenlemeyi değerlendiren ÖHD Eş Genel Başkanı avukat Ayşe Acinikli, “Bekçilere silah kullanma yetkisi verilmemeli. Bunun açacağı sonuçların önünü kimse alamaz” uyarısında bulundu. 
 
Bekçilere kimlik sorabilme, silah kullanma yetkisi ile adli görevler verilmesi gibi düzenlemeleri içeren 18 maddelik Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi, Meclis İçişleri Komisyonu’nda kabul edildi. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı avukat Ayşe Acinikli, getirilmek istenen düzenlemeyi değerlendirdi.
 
Türkiye’nin uzun zamandır polis devleti olduğunu söyleyen Ayşe, bu düzenlemenin polis devlet anlayışını güçlendirdiğini belirtti. Genel olarak bir muğlaklığın hakim olduğunu ifade eden Ayşe, “Yargıda kolluğun yaptığı işler anlamında da bir muğlaklık söz konusuydu. Ve bu muğlaklık nedeniyle kolluğun kendisi de suç işleyebiliyor. Ağır hak ihlallerine neden oluyor. Bu düzenleme de hak ihlallerini artıracak bir düzenleme olarak değerlendirilebilir” dedi.
 
‘Siyaset ve iktidar yargının üzerinde’
 
Bekçilerle ilgili son dönemde mahkeme tarafından çıkarılan “kimlik soramaz” kararına değinen Ayşe, “Mahkemenin verdiği karar hoşlarına gitmedi. Ve bununla ilgili bir düzenleme yaparak yine yargının üzerinde, bir yerde olduklarını vurgulamaya çalıştılar. Bu uygulamaları dikkate aldığımızda aslında siyasetin ve iktidarın doğrudan yargının üzerinde çalıştığını, işlem yaptığını, kendini yargının üzerinde gördüğünü söyleyebiliriz. Bu üst arama meselesi genel olarak hem polis açısından hem de diğer kolluk açısından da sıkıntılı” şeklinde konuştu.
 
‘Makul neden nedir?’
 
Polisin hukuki ve insan haklarına ilişkin asgari de olsa bir bilgiye sahip olması gerektiğini vurgulayan Ayşe, şunları ifade etti: “Mesela emniyet bu gelen eleştiriler üzerine, şu kadarı yüksekokul mezunu şu kadarı lisans mezunu diyerek bunları üç ay boyunca polis akademisinde eğittiklerini belirtti. İyi de normal polis akademisi mezunu polisler bile uygulamada ciddi sıkıntılar yaratıyorlar. Hukuka,  insan haklarına aykırı davranıyorlar. Şimdi bunu bile bilmeyen bir kesim bekçiler üst araması yapabilecek. Bu hak ihlallerini arttırmak dışında bir şeye yaramayacaktır. Çünkü ciddi anlamda bir keyfiyet durumu ortaya çıkıyor. Sınır çizilmemiş, neye göre yapacağı belli değil. Makul nedenden bahsediliyor. Bu makul neden nedir? Ortada hukuka uygun bir uygulama yok. Hukuk bilgisi yok. İnsan hakları formasyonu yok, hiçbir şey yok.”
 
“Polisin silah kullanma yetkisi olduğu gerekçesiyle bir sürü vurulan insan oldu. Bunun çok fazla örneği var. Üstelikte yargılamalarda, yargı zırhı var. Yargılamalar yapılamıyor” diyen Ayşe, “Bu düzenleme ile bunun daha da önü açılacak. Artık mahalle içlerine kadar insan öldürülebilecek bir duruma gelecek” dedi. 
 
‘Eril bir bakış açısı var kolluğun’
 
Düzenlemenin bekçilerin şiddet mağduru çocuk ve kadınları polise teslim etme maddesine değinen Ayşe, şöyle devam etti: “Kadına yönelik şiddette istismar konusunda da bizim baştan beri söylediğimiz bir şey var. Bununla ilgili özel bir eğitim verilmesi, özel birimler kurulması, gerekirse kolluğun bu konuda eğitilmesi gerektiğini söylüyoruz. Çünkü polis eril bakış açısından kurtulamıyor. Kadın karakola gidiyor ‘şiddet gördüm’ diyor. Polis ‘kocandır döver de sever de’ deyip evine geri gönderiyor. O kadınlar sonrasında öldürülüyor. Şimdi bekçinin formasyonu yok. Eğitimi yok. Gayet eril bir bakış açısına sahip. 3 ay polis akademisinde eğitim görüyorlarmış. Polis akademisinde ben kadına şiddet konusunda bir eğitim verileceğini düşünmüyorum. İstismar konusunda da bir eğitim verileceğini düşünmüyorum. Kendisine başvuranları muhtemelen ‘gel ben sizi barıştırayım’ diye yine aynı şeyi yapacaklarını düşünüyorum. Bu anlamda bu mesele polis ve bekçiyle çözülebilecek şeyler değil.”
 
‘Silah yetkisi verilmemeli’
 
Bekçilere verilen yetkilerde genel olarak bir muğlaklık olduğunun altını çizen Ayşe, karar ve yetkilerin sınırlı olması gerektiğini söyledi. Muğlak olan uygulamaların tamamının ağır ihlallere neden olduğunu kaydeden Ayşe, “Yapılan düzenlemelerin gerçekten sınırının çizilmesi gerekiyor. Silah kullanma yetkisi verilmemeli. Örneğin geçenlerde bir polis silahıyla eşini çocuğunu öldürüp intihar etti. İnsanlar sinirleniyor hemen silah kullanıyor. Birincisi bireysel silahlanma kesinlikle yasaklanmalı. Ve bekçilere silah kullanma yetkisi verilmemeli. Bunun açacağı sonuçların önünü kimse alamaz. Muğlaklığın ortadan kaldırılması gerekiyor. Silah kullanma yetkisi bu kadar ucuz bir şekilde verilmemeli. Her şeyin açık ve net bir şekilde yazılarak belirtilmesi gerekiyor” dedi.