'Bu süreç tutsaklara yaklaşımı net olarak açığa çıkardı'

  • 09:01 6 Mayıs 2020
  • Güncel
 
 
DİYARBAKIR - TUAY-DER yöneticisi Sonbahar Orak, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini anlatarak, risk grubunda yer alan siyasi tutsakların derhal serbest bırakılması gerektiğini söyledi. Sonbahar, "Bu süreçte siyasi tutsaklara nasıl yaklaşıldığını daha net bir biçimde görüyoruz. Uygulanan açık bir şekilde siyasi tutsakların ölüme terk edilmesidir" dedi.
 
Çin'in Wuhan kentinden başlayarak tüm dünyaya yayılan ve on binlerce insanın yaşamını yitirmesine sebep olan koronavirüs (Covid-19) tehlike oluşturmaya devam ediyor. Her ne kadar tehlikenin azalmaya başladığı iddia edilse de her gün gerçekleşen ölümler durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Dünyadaki tüm insanların salgın ile mücadele ettiği şu günlerde cezaevleri ise kritik bir noktada duruyor. Savunmasız bir koşulda bulunan cezaevlerindeki yüzlerce tutsak, kendi çabalarıyla virüse karşı mücadele yürütüyor. 90 bin adli tutuklunun 3'üncü Yargı Paketi'nin yasallaşması sonrası tahliye edilmeye başlanmasının ardından, siyasi tutsaklar tehlike barındıran cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyor. Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) Diyarbakır Şube Yöneticisi Sonbahar Orak, salgın günlerinde cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini anlattı.
 
'Yaşam önceliği toplumsal suç işlemiş insanlara verildi'
 
Covid-19 virüsünün Türkiye'de de açığa çıkmasının ardından, hükümetin daha önce de ele aldığı 3'üncü Yargı Paketi'nin tamamlanma sürecini hızlandırdığını dile getiren Sonbahar, hükümetin de istediği gibi, sivil toplum örgütlerinin dahil olamayacağı bir zamanda yargı paketinin onaylandığına dikkat çekti. Hükümetin 'Yasaklama ve kısıtlamaların olduğu bu süreçte bıraktık' demek için anayasada değişikliğe gittiğini kaydeden Sonbahar, “Avrupa ve dünyanın birçok ülkesi, insan hakları, temel yaşam hakları ilkesi doğrultusunda, tutsakları ayırmaksızın tahliye etti. Türkiye'nin de yapması gereken adli siyasi ayırmaksızın tüm tutsakları serbest bırakmasıydı. Yaşam önceliğinin toplumsal suç işlemiş insanlara verildiğini gördük. Cinsel istismar ve uyuşturucu baronlarının çete liderlerinin bırakılması söz konusu. Bunlar çıktıktan sonra da toplumun huzurunu bozacak nitelikte yaklaşımlarda bulunmuştur. Daha önceki yargı paketleri de yine aynı şekilde bu suç kapsamında olan tutukluları dahil etmişti. Siyasi tutsaklar o zaman da kapsam dışı bırakılmıştı" dedi.
 
'Uygulanan siyasi tutsakların ölüme terk edilmesidir'
 
Bulunduğumuz sürecin ciddi bir salgın süreci olduğunun altını çizen Sonbahar, bunun cezaevlerinde yayılmasının ölüm oranlarını ciddi bir biçimde arttıracağını ifade etti. Uygulanan genel hukukun yanı sıra cezaevlerinin kendi keyfi uygulamalarının da söz konusu olduğunu belirten Sonbahar, "Bu süreçte siyasi tutsaklara nasıl yaklaşıldığını daha net bir biçimde görüyoruz. Ortada hukuk yok, düşman hukuku bile yok. Uygulanan açık bir şekilde siyasi tutsakların ölüme terk edilmesidir. Cezaevlerinde, ailelerden aldığımız bilgiler doğrultusunda, ciddi hak ihlallerinin yaşandığı da söz konusu. Hasta tutsakların hastaneye götürülmemesi, ilaçlarının karşılanmaması, virüs belirtisi taşıyan tutsaklara test yapılmaması, sıcak suyun karşılanmaması, yemeklerin az verilmesi, yemeklerde yabancı maddelerin çıkması etkinlik ve havalandırmaya çıkmanın kısıtlanması gibi hak ihlalleri yaşanıyor. Tüm bunlar da cezaevlerindeki salgın durumunun daha yoğun yaşanacağını gösteriyor" şeklinde konuştu. 
 
'Hasta tutsaklar bir an önce tahliye edilmeli'
 
Sonbahar, bu süreçte medyanın baskısından ötürü Adalet Bakanlığı’nın 3 tutuklunun virüsten yaşamını yitirdiğini ve 120 tutuklunun da testlerinin pozitif çıktığını açıklamak zorunda kaldığını belirtti. Bu tutukluların hastanede tedavi altına alındığının bildirildiğini kaydeden Sonbahar, bunun cezaevi yönetimi veya bakanlığın açıklaması sonucu açığa çıkmış bir durum olmadığını aksine tutukluların ailelerine söylemesinin ardından ortaya çıkmış bir durum olduğuna dikkat çekti. Sonbahar, Urfa, Antep, Kayseri Bünyan, Tarsus gibi cezaevlerinde belirtilerin daha yoğun olduğunun aktarıldığını dile getirdi. Keyfi uygulamalara son verilerek cezaevi koşullarının iyileştirilmesi gerektiğinin altını çizen Sonbahar, öncelikle ağır risk grubunda yer alan hasta tutsakların bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini vurguladı. 
 
'Cezaevleri aynı zamanda ekonomik noktada da sıkıntılar yaşıyor'
 
Cumhurbaşkanının, maske ve eldivenlerin ücretsiz bir şekilde temin edilmesi gerektiğini söylerken, cezaevlerinde maske, eldiven ve hijyen malzemelerinin ücretli bir şekilde satıldığını kaydeden Sonbahar şu ifadeleri kullandı: "Kısıtlamaların olduğu bu süreçte, ailelerin de ekonomik sıkıntılar yaşıyor olmalarından ötürü, cezaevleri aynı zamanda ekonomik noktada da sıkıntılar yaşıyor. Koğuşların sürekli bir şekilde dezenfekte edilmesi gerekiyor ama bunlardan da bir şekilde geri bırakılıyor. Gardiyanların cezaevi içerisinde bir bölmede ya da yan koğuşta kalıyor olması dışardaki tehlikenin azalması anlamına gelmiyor. Çünkü 14 gün sonra bunlar dışarı çıkıyor ve yeni bir vardiya geliyor. Bunların da bu virüsü taşımadığı anlamına gelmiyor. Bunun dışında dışardan gelenler arama gerekçesiyle koğuşlara giriyor. Bu şekilde hijyen ihtiyaçları karşılanmayan tutsaklar risk grubuna dahil oluyor. Hükümetin bu noktada alması gereken en önemli önlem, amaya bile yer vermeden hasta tutsakları tahliye etmesidir."
 
'Siyasi tutsaklar ölümle baş başa bırakılmamalıdır'
 
Cezaevindeki siyasi tutsakların da yaşamlarını sağlıklı bir şekilde idame etmesi için hijyen koşullarının sağlanması gerektiğini vurgulayan Sonbahar, yine hijyen malzemelerinin de ücretsiz bir şekilde verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu süreçte avukat görüşlerine kısıtlama getirildiğini söyleyen Sonbahar, aksine bu görüşlerin arttırılması gerektiğini dile getirdi. Sonbahar, "Telefon görüşmeleri sağlıklı bir şekilde haftada iki gün yapılmalı ve bu süre biraz daha arttırılmalı. Hasta tutsaklar ve virüs belirtisi taşıyan tutsaklara acil bir şekilde test yapılarak tedavi altına alınmaları gerekiyor. Yine, cezaevlerinde testlerin de yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu süreçte siyasi tutsaklar ölümle baş başa bırakılmamalıdır. Ailelerin de bu noktada hassas yaklaşması, cezaevindeki durum ve koşulları düzenli olarak takip ederek bilgi alması gerekiyor" diye konuştu.