Anneler: Hiçbir şeyimiz olmasın yeter ki akıtılan kan dursun!

  • 09:02 9 Mayıs 2020
  • Güncel
MARDİN - Anneler Günü dolayısıyla konuşan anneler savaşın sürdüğü müddetçe annelerin rahat edemeyeceğini ifade ederek, "Ancak cezaevlerinde olan tutsaklar çıkar, dağdaki çocuklarımız da gelir ve bu operasyonlar da sona ererse o zaman annelerin yüzü gülmeye başlar" dedi.
 
Tüm dünyada Mayıs ayının ikinci pazarı Anneler Günü olarak kutlanırken, Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) annesini kaybeden Anna Jarvis'in dünyaya armağanı olan bu gün, günümüz kapitalist tüketim çılgınlığının sembollerinden biri haline dönüşmüş duruma. Türkiye'de ve özelde de bölgede yürütülen savaş politikaları doğrultusunda çocuklarını savaş ortamlarında kaybeden anneler, çocukları cezaevlerinde bulunan anneler ve çocukları dağda bulunan anneler için Anneler Günü buruk bir günün temsili oluyor. Bölgede birçok anne bu gününü kutlamazken, birçoğu ise o gün yas bağlıyor. Savaş ve tutuklama politikalarının etkin yürütüldüğü bölgede ‘Anneler Günü’nün kendileri için ne ifade ettiğini sorduğumuz anneler, kendileri için bir Anneler Günü olmadığını söyledi.
 
'Annelerin gözyaşları yıllardır akmaya devam ediyor'
 
Barış Annesi Perihan Altuğ, bütün anneler ve barış anneleri adına bu günü kutladığını söyledi.  Perihan, "Ama bizim günümüz yok, Anneler Günü diye bir gün yok. Yıllardır Anneler Günü’nü hüzün içinde geçiriyoruz. Ne anneler çocuklarını kucaklayabiliyor ne de çocuklar annelerini. Annelerin çocukları ya öldürülmüş ya da tutuklanmış. Üzüntü içinde olan annelerin gözyaşları yıllardır akmaya devam ediyor. Biz anneler, her daim barış diliyoruz. Ama barış çığlığını kimse işitmiyor, kimse duymuyor" diyerek sitemini dile getirdi.
 
'Çocuklarımızı yaşasınlar diye dünyaya getirdik’
 
Herkesin savaşı kucakladığını ama kimsenin barışı kucaklamadığına dikkat çeken Perihan, barışın sesinin ancak annelerin birleşmesiyle duyulabileceğinin altını çizdi. Perihan, "Annelerin yüreği aynı yanar. Tüm annelerin el ele vermesi  gerekiyor. Çocuklarımızı yaşasınlar diye dünyaya getirdik, ölsünler diye değil. Her anne çocuğunu kucaklasın, her çocuk da annesini kucaklasın istiyoruz. Annelerin hüznünün sona ermesini istiyoruz. Kadın her yerde zorluk yaşıyor, işkence görüyor, katlediliyor, çalıştırılıyor, kadının başına her şey getiriliyor" sözlerini kullandı. 
 
'Annelerin gözleri hep ıslak'
 
"Artık yeter, çocuklarımız ölmesin, işkence görmesin" diyen Perihan şu şekilde konuştu: "Çocuklarımız cezaevlerinde ölümle yüz yüze bırakıldı. Koronavirüsün dünyaya yayılmasıyla birlikte cezaevlerindeki çocuklarımız da annelerini göremiyor, anneleri de aynı şekilde onları göremiyor. Herkes kendi yerinde öylece kalakalmış. Annelerin gözleri hep ıslak. Gözyaşları hiç kurumuyor. Annelerin akıttığı yaşların kurumasını istiyoruz. Herkes el ele vermeli ve  bu kirlilik aramızdan çıkmalı. Tüm anneleri üzüntü ile selamlıyor, kucaklıyor ve anneler gününü dünyadaki tüm annelere kutluyoruz. Bu Anneler Günü’nde tüm annelerin çocuklarını, tüm çocukların da annelerini kucaklayabilmesini umuyorum."
 
'Tek istediğimiz eşitlik'
 
Anneler Günü’nün sadece bir sembol olarak kutlandığını ifade eden Koçeri İldem ise, Türkiye’de Kürt annelerine bugünün dahi zehir edildiğini söyledi. Çocukları cezaevlerinde olan annelere, yüreği yanan annelere, gerilla annelerine, asker annelerine Anneler Günü’nün olmadığını kaydeden Koçeri, asker annelerinin de savaşsız bir dünya için mücadele etmesi gerektiğini vurguladı. Koçeri, aralarında ayrım olmadığını dile getirerek, tek isteklerinin eşitlik olduğunun altını çizdi. "Hayır, biz düşman değiliz, biz kardeşiz" diyen Koçeri, bu kardeşliği güçlendirmenin tek yolunun da annelerin el ele vermesinden geçtiğini belirtti. 
 
'Kan dökülmeye devam ettikçe derdimiz bitmeyecek'
 
Kendileri açısından kutlanacak bir Anneler Günü olmadığını ifade eden 90 yaşındaki Türkiye İldem ise şu ifadeleri kullandı: "Kimse kimsenin var olup olmadığını bile bilmiyor. Kan dökülmeye devam edildiği sürece derdimiz bitmeyecek. Anneler nasıl rahat olsun ki? Yüreği yanan anneler, şehit anneleri, çocukları zindanlarda olan anneler nasıl rahat olsunlar? Ancak cezaevlerinde olan tutsaklar çıkar, dağdaki çocuklarımız da gelir ve bu operasyonlar da sona ererse o zaman annelerin yüzü gülmeye başlar. Şu anda dünyada hiçbir anne rahat değil.”
 
'Gelin bu savaşın önünü hep beraber alalım'
 
Yıllardır Kürt annelerinin  Anneler Günü'nde sevincini yaşayamadığına dikkat çeken bir diğer Barış Annesi Raife Özbey ise, başka çocukların Anneler Günü'nde annelerine güller getirirken, hediyeler verirken, Kürtlere tabutlar geldiğini söyledi. Raife, "Bize ölüm ve tutuklama geliyor. Bunları yaşamayı hak etmiyoruz. Annelerin yüreğindeki acı çok büyüktür. 40 yıldır bu acıyı yaşıyoruz, artık yeter diyoruz. Artık kimsenin tutuklanmasını, ölmesini, sürgün edilmesini istemiyoruz. Bu tür politikaların artık son bulmasını istiyoruz. Polis ve askerlerin de ölmesini istemiyoruz. Hepsi annelerinin çocukları. Tüm annelerin acısı birdir. Asker ve polis annelerinin de gelip elimizi tutmasını ve bu savaşı birlikte durdurmak istiyoruz. Gelin bu savaşın önünü hep beraber alalım" sözlerine yer verdi.
 
'Yeter artık annelerin gözü yollarda kalmasın'
 
"Bir yasa çıksın ve cezaevi kapıları da açılsın" diyen Raife sözlerine şöyle sürdürdü: "Bugün anneler çocuklarıyla birlikte cezaevinde. İçerde yaşlı ve hasta tutsaklar var. Ya çocuğu dışarda annesi içerde ya anne bebeğiyle içerde ya da çocuğu içerde annesi dışarda. Artık sesimizin duyulmasını istiyoruz. İktidardakilerin, milletvekillerin ve bakanların eşlerine de sesleniyorum, sizin de çocuğunuz var. Onlar da gelsin akan bu kanı birlikte durduralım. Dünyaya yayılan bu hastalık cezaevlerine de yayıldı. Acilen cezaevi kapılarının açılması gerekiyor. Bir koğuşta birinin hastalanması demek herkesin hastalanması demektir. Çete, hırsız, yandaş ve kötü insanların tamamını yasa ile çıkardılar da neden binlerce suçsuz insanı içerde bıraktılar? Bir insanın 20-30 yıl içerde kalması onları rahatlatmıyor mu? Daha ne istiyorsunuz? Yeter artık annelerin gözü yollarda kalmasın bıraksınlar çocuklarını. Anneler çocuklarına kavuşsun, sarılsın çocuklarına. Anneler artık bu yükü, bu ağırlığı taşıyamıyor. Bizler de dünya anneleri gibi rahat bir şekilde çocuklarımıza kavuşmak istiyoruz."