‘En büyük hediye evlatlarımızla geçireceğimiz günlerdir’

  • 09:10 10 Mayıs 2020
  • Güncel
Hikmet Tunç
 
VAN - Bir Anneler Günü’nü daha evlatlarından ayrı geçiren anneler, “Bu topraklarda anneler evlatlarını eceliyle defnetmedi. En büyük hediye, evlatlarımızla geçireceğimiz günlerdir” dedi.
 
Bölgede yaşanan savaştan dolayı 90’lı yıllarda göç etmek zorunda bırakılan annelerden kiminin evladı yaşamını yitirirken, kiminin evladı ise tutuklanarak cezaevine konuldu. Anneler, yıllardır Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözülebilmesi için beyaz tülbentleriyle yerlerde sürüklendi. Evlatlarının mezar taşları tahrip edildi. Birçok anne Anneler Günü’nü evlatsız, birçok evlat ise annesiz geçirdi. Evlatları için barış mücadelesinde yıllardır en ön saflarda yer alan anneler bu günü bir kez daha buruk karşılıyor. 
 
‘Barış mücadelesinden vazgeçmedim’
 
Van’ın Gürpınar ilçesinden 90’lı yıllarda göç ederek, İpekyolu ilçesine bağlı Hacıbekir (Xaçort) Mahallesi’ne yerleşen Hediye Koçak şunları dile getirdi: “Bir evladım yaşadığı zulme karşı dağ yolunu tercih ederken, diğer evladım ise gittiği dağda yaşamını yitirdi. Ben yıllardır başka anneler ağlamasın diye barış mücadelesinin en ön saflarında yer aldım. Kimi zaman darp edildim, yerlerde sürüklendim,  gözaltına alındım. Hakkımda onlarca dava açıldı. Ama ben barış mücadelesinden vazgeçmedim.”
 
‘Barış talebine karşı mezar taşları tahrip edildi’
 
Bugüne kadar barış talebine hep savaşla karşılık verildiğini kaydeden Hediye, “40 yılı aşkın bir süredir binlerce genç beden bu savaşta yaşamını yitirdi. Binlerce annenin gidecek bir mezar taşı dahi yokken, kimi annelerin ise uzun yıllar verdiği uğraş sonucunda edindikleri mezar taşları tahrip edildi. Cezaevi yollarında gözleri önünde her gün işkence edilen evlatları için direnen anneler barış istediği için darp edildi. Yerlerde sürüklendi. Yıllardır savaş ile karşılık verilen bu mücadelede bir kez olsun annelerin sözü dinlenilmedi. Annelerin sözü dinlenilseydi eğer tek bir anne gözyaşı dökülmeyecekti” sözlerini kullandı.
 
‘Bu topraklarda anneler evlatlarını eceliyle toprağa defnetmedi’
 
Bir Anneler Günü’nü daha buruk geçirdiğini söyleyen Hanife Koçak ise, “Anneler Günü hep zulüm, dert, keder oldu. Tek bir gün dahi Anneler Günü’nü kutlayamadık. Annelerin gözyaşları bir kez olsun dinmedi. Bu topraklarda anneler evlatlarını eceliyle toprağa defnetmedi. Ya öldürüldüler, ya infaz edildiler, ya da tutuklandılar. Anneler Günü böyleyken biz nasıl kutlayabiliriz” sözleriyle tepki gösterdi.
 
‘Ben Anneler Günü’nü nasıl kutlayayım?’
 
Salgının cezaevlerine yayılmasıyla birlikte binlerce siyasi tutsağın ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna değinen Hanife şöyle konuştu: “Benim oğlum yıllardır cezaevinde. Geçen yıl bulunduğu cezaevinde binlerce tutsakla birlikte barış gelsin diye 90 gün süresince açlık grevine girdi. Bizlerin evlatlarımızın talepleri kabul edilsin diye yaptığımız en yasal eylem bile gözaltıyla, darp ile sonuçlandı. Şimdi de salgınla karşı karşıya kalan evlatlarımız sırf düşüncesini paylaştığı için cezaevlerinde tutuluyor. Af yasasıyla birlikte yüzlerce adli mahkum serbest bırakılırken, bizim evlatlarımızı kapsamadı. Evladım bir kez daha yaşam mücadelesi verirken, ben Anneler Günü’nü nasıl kutlayayım. Bizim için en büyük hediye barıştır, evlatlarımızla birlikte geçireceğimiz günlerdir.”