‘Eğitim programı öğrencilerin kaygı duygusunu arttırdı’

  • 09:03 11 Mayıs 2020
  • Güncel
Medya Üren-Rengin Azizoğlu
 
DİYARBAKIR - Eğitim Sen Diyarbakır 1 Nolu Şube Eşbaşkanı Emine Akşahin uygulanan eğitim programının öğrencilerde kaygı duygusunu büyüttüğünü söyleyerek, “Ailelerin sosyo-ekonomik durumu uzaktan eğitim sürecini takip edecek düzeyde değildir. Birçok ailenin telefon, bilgisayar, tablet gibi eğitimi takip edecek erişim cihazı bile bulunmamaktadır” dedi.
 
Türkiye’de koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle okulların tatil edilmesinin ardından 23 Mart'tan itibaren öğrenciler için uzaktan eğitime geçildi. Geçtiğimiz günlerde Bakanlar Kurulu’nda ortaya çıkan görüşmeler çerçevesinde uzaktan eğitimin 31 Mayıs'a kadar devam edeceği açıklandı. Bu süreçte en önemli sorunların başında ise öğrenciler arasındaki eşitsizlik geliyor. Her öğrencinin evinde bilgisayar ve internet olmamasından kimi öğrenciler derslere katılamazken dezavantajlı öğrencilere yönelik bir planlama henüz yapılmadı. Eğitim Sen Diyarbakır 1 Nolu Şube Eşbaşkanı Emine Akşahin, uzaktan eğitim sürecini, çocuklar üzerindeki etkilerini ve yapılması gerekenleri anlattı.
 
‘Öğretmen ve öğrencilerin önerileri dikkate alınmamıştır’
 
Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de salgın hastalık tehdidi sonrasında örgün eğitime ara verildiğini ve uzaktan eğitime geçildiğini hatırlatan Emine, uzaktan eğitimin sadece tamamlayıcı nitelikte olduğunu ve sürekliliğinin söz konusu olmadığını ifade etti. Emine, “Ülkemizde henüz alt yapısı oluşturulmadığı için birçok sıkıntı ve sorunu da beraberinde getirmiştir. Özellikle bölgemizde uzaktan eğitim ile ilk defa karşı karşıya kalınmış ve bu konuda ne yapacağını bile bilmeyen birçok aile var. Ailelerin sosyo-ekonomik düzeyi uzaktan eğitim sürecini takip edecek, yürütecek düzeyde değildir. Birçok ailenin telefon, bilgisayar, tablet gibi eğitimi takip edecek erişim cihazı bile bulunmamaktadır. Öğrenciler bu durumda dersleri takip edemiyor ve eğitimden yararlanamıyor. Ancak bizim için sağlık her şeyden daha önemli ve değerlidir. Bu nedenle çocukların bu süreçte evde zaman geçirmeleri gerektiği konusunda hassas davranmaktayız” dedi.
 
‘Uygulanan eğitim programı kaygı duygusunu büyütür’
 
Pandemi sürecinde çocukların aileleri ile zaman geçirmesinin olumlu olsa da olumsuz birçok duyguyu da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Emine, bu sürecin çocukların duygusal boşluk yaşamasına sebep olduğunu kaydetti. Bu süreç sonunda okullarda bu duygusal boşluğu doldurmak için çalışmalar yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Emine, çocukların bu yöndeki sorun ve sıkıntıları ile mutlaka ilgilenilmesi ve giderilmesi için ortak çalışma ağı oluşturulması gerektiğini vurguladı. Emine, “Bölgemizde çocuklar açısından dezavantaj olan anadil konusu eğitim boyutuyla diğer öğrencilerle aralarına çok büyük bir uçurum oluşturmaktadır. Aileler eğitim diline yabancı oldukları için eğitim sürecine tabi olamıyor, öğrenciyi yönlendirme konusunda büyük sıkıntı yaşıyor. Uzaktan eğitim devamı uzadığı sürece bölgemizdeki öğrenciler için sorunlar daha büyüyecek içinden çıkılmaz hale gelecektir. Okullar açıldığında öğrencilerin açığını kapatmak için oldukça yoğun bir telafi programı uygulanacağı belirtilmektedir. Ancak öğrencilerin psikolojik durumu göz ardı edilmektedir. Çocuklar zorlu bir süreçten geçtikleri için onlara bu şekilde uygulanan bir eğitim programı, onlarda büyük bir psikolojik baskı oluşturur. Kaygı duygusunu büyütür. Sınavın hemen tatil bitimine yakın bir tarihte olması bu kaygıyı daha artırmaktadır. Öğrencilerin psikolojilerini bozmadan, yormadan bir yöntemle eğitime başlamak gerekir” diye konuştu.
 
‘Süreci ortak yürütmemiz gerekiyor’
 
Uygulanan eğitim sürecini tüm ülkede takip ettiklerini söyleyen Emine, sorunları, sıkıntıları, eğitim alanında yaşanan krizleri tespit edip kamuoyu ile paylaştıklarını ifade etti. Emine, eğitim süreci ile ilgili önerilerini sunduklarını ve iktidarı birçok konuda yapılan yanlış yöntem ve uygulamalardan vazgeçmesi hususunda uyardıklarını belirtti. Eğitimin bilimsel, laik, demokratik, anadilde olması gereken bir anlayışla uygulanması gerektiğini savunduklarını ve bu kapsamda mücadele ettiklerini dile getiren Emine, “Ülkemizde şu anda her bölgede, her ilde sürecin nasıl işlediğine dair izlenimlerde bulunuyor, raporlar sunuyor ve kamuoyuyla paylaşıyoruz. İdarelerin, Mili Eğitim Müdürlerinin keyfi tutumlarını, öğretmenlere meslek dışı görevlendirmelerin yapılmasını, öğretmenlere uygulanan baskı ve mobingi teşhir ediyoruz.  Bu tutumlarından ve uygulamalarından dolayı onları kamuoyuna ve gereken yerlere hesap vermeye mahkûm ediyoruz. Hazırladığımız Eğitim Günlüğü ile süreç son bulana kadar ülkede eğitim ile ilgili her gelişmeyi kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz. Eğitim Sen olarak önerilerimizin alınmasını süreci ortak kararlar alarak ve uygulanabilir yöntemler belirleyerek yürütmemiz gerektiğini bir daha altını çiziyoruz” ifadelerini kullandı.