Tahliyesine 2 yıl kalan hasta tutsağın infazı yakıldı!

  • 09:05 11 Mayıs 2020
  • Güncel
BATMAN - Tarsus Cezaevi'nde tutulan hasta tutsak Songül Bağatır'ın ablası Leyla Bağatır, infaz düzenlemesine değinerek, "Her ne kadar bunun bir af olmadığı söylense de bu bir aftır. Cezaevindeki tutsakların başına bir şey gelmesi durumunda ilk sorumlu Adalet Bakanlığı olacaktır” dedi.
 
Dünyaya yayılan koronavirüs (Covid-19) salgını ile beraber binlerce insan yaşamını yitirdi. Virüsten korunma yöntemleri geliştirilmeye çalışılırken, cezaevleri ise büyük bir tehlike ile karşı karşıya bırakıldı. İnfaz indirimiyle ilgili düzenlemeleri içeren 3’üncü Yargı Paketi ile 90 bin adli tutukluya tahliye yolu açılırken, kapsam dışı bırakılan siyasi tutuklular için aileler büyük kaygı içerisinde. 
 
Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7’nci maddesinin 2’nci fıkrasında yer bulan, “örgüt övme” suçuna ilişkin cezaların da temyize götürülmesine olanak sağlayan düzenleme paketten çıkarıldı. Kapsam içine alınmayan mükerrer suçlara ilişkin indirim oranı da tüm eleştirilere karşın düzenlemede aynı kaldı. Ölümcül salgın tehdidi ile karşı karşıya olan tutsaklardan biri de İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) hasta tutsak listesinde yer alan 47 yaşındaki Songül Bağatır. Müebbet hapis cezası verilen Songül, 27 yıldır tutuklu, son 4 yıldır da Tarsus Cezaevi’nde bulunmakta. 
 
'27 yıllık tutsaklık süresi boyunca çok sayıda cezaevi gezdi'
 
Batman’da ikamet eden abla Leyla Bağatır, kardeşinin sağlık durumu ile ilgili konuştu. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlali ve uygulamalara dikkat çeken Leyla, infaz düzenlemesinde eşitlik istedi. Tutuklandığında ağır işkencelere maruz kalan kardeşinin daha sonraki süreçte ise birçok cezaevine sürgün edildiğini belirten Leyla, "O orada bir tutsak olarak zorluk yaşarken bizler de aile olarak burada zorluk yaşıyorduk. Görüş için cezaevi kapısında beklemek büyük bir işkence aileler için. Hapis cezasıyla sadece onları cezalandırmıyorlar aynı zamanda aileleri de cezalandırmak istiyorlar" dedi. 
 
'Çok sayıda hastalık tespit edildi'
 
27 yıllık tutsaklık sürecinde cezaevi koşullarından kaynaklı kardeşinde birçok hastalık tespit edildiğini söyleyen Leyla, "Yıllardır ne bir güneş yüzü görüyor ne vitamin alabiliyor ne de doğru düzgün bir yemek yiyebiliyorlar. Bunlar da birçok hastalığa yakalanmalarına sebep oluyor. Dar bir alanda yaşadıklarından hareketsiz de kalıyorlar. Bu da hastalık getiren bir diğer etmen. Kardeşimi en çok zorlayan rahatsızlığı ciğerlerini su topluyor olması ve bu durum bizi kaygılandırıyor. Bunun dışında bel ve boynunda fıtık oluştu. Oturup kalkarken çok zorlanıyor. Yanı sıra koltuk altı lifleri ve diz lifleri şişmeye başlıyor. Yürürken çok zorlanıyor" diye belirtti. 
 
‘Cezaevi bilerek infazını yaktı’
 
Virüs ile beraber görüş haklarının da ellerinden alındığının altını çizen Leyla, şu an için sadece telefon ile görüşebildiklerini dile getirdi. 2 yıl sonra tahliye edilmesi beklenen kardeşinin cezaevi yönetimi tarafından infazının yakıldığını öğrendiklerini belirten Leyla, şöyle devam etti: "Gardiyanlar sayım almaya gelirken kardeşim diz ağrısından dolayı ayağa kalkamamış diye ona hücre cezası vermişler. Verdikleri hücre cezalarını da gerekçe göstererek infazını yakmışlar. Bu bilerek yapılan bir şey. Kendisi de avukatı da itirazda bulundu fakat henüz hiçbir sonuç alamadık. 2 yıl sonra cezası bitip tahliye olacaktı ama cezaevi idaresi, infazının yandığını ve 36 yılın tamamını yatması gerektiğini söylemiş. Tutsaklar üzerinde psikolojik bir savaş yürütülüyor. Bu virüsten etkilendikleri yetmiyormuş gibi bir de bireysel olarak üzerlerine gidiyorlar. Psikolojilerini bozmaya ve direnişlerini kırmaya çalışıyorlar." 
 
'Hastalık cezaevlerinde yayılmaya başlarsa herkes etkilenecek'
 
"Dışarıda bulunan bizler bile virüsten korunamıyorken, cezaevi koşulları altında bulunan tutsaklar kendilerini ne kadar koruyabilirler?" diye soran Leyla, cezaevindeki tedbirsizliklere dikkat çekti. Leyla, 4 ve 6 kişinin kalması gereken koğuşlarda 14 kişinin kaldığını kaydederek, "Bu durumda tutsaklar aralarındaki mesafeyi nasıl koruyabilecek? Doğru düzgün ne bir temizlik malzemesi ne bir maske ne de bir eldiven veriliyor. Orada çalışan gardiyanlar da rahatlıkla dışarı çıkabiliyorlar, dışarıdaki yaşamlarını rahat bir biçimde devam ettiriyorlar. Hastalığı dışardan içeri taşırma ihtimalleri çok yüksek. Eğer ki hastalık cezaevlerinde yayılmaya başlarsa herkes bundan etkilenecektir” ifadelerini kullandı.
 
'Bu örtülü af yasası’
 
Yeni çıkan infaz yasasıyla kadın katilleri, cinsel saldırı ve istismar faillerinin affedildiğini vurgulayan Leyla, "Her ne kadar bunun bir af olmadığı söylense de bu bir aftır. Bu insanlar cezaevlerinden çıktıktan sonra da çeşitli yerlerde suç işlemeye devam ediyor. Bizde tutsak ailesi olarak, Anayasa’da yer alan tüm yurttaşların eşit olma maddesinin ayırım gözetilmeksizin uygulanmasını istiyoruz. Bu adaletsizliğin ortadan kaldırılarak tüm tutukluların özelde de düşüncelerinden dolayı anadili, kültürü ve toprağı için tutsak edilen siyasi tutsakların faydalanmasını istiyoruz. Adalet Bakanlığı'nın da bu noktada cezaevlerinde tedbir almasını istiyoruz. Tutsakların başına bir şey gelmesi durumunda ilk sorumlu Adalet Bakanlığı olup tüm devlet yetkilileri sorumludur, bunun iyi bilinmesi gerekiyor" dedi.