Kadınlar pandemi sürecinde de atölyelere devam etti

  • 09:02 20 Mayıs 2020
  • Güncel
Dilan Babat
 
ANKARA -  Kadın Savunma Ağı üyesi Buse Üçer, pandemi sürecinde sosyal medya hesapları üzerinden yan yana gelerek masal, şiir, kitap okuma atölyeleri yapmaya devam ettiklerini belirtti. Buse, salgın sürecini ise şu sözlerle özetledi:  “İrrasyonel bir hükümetin yönettiği distopyada yaşıyoruz. Bu distopyanın bir parçası korona oldu.”
 
Koronavirüs (Covid-19) salgını Türkiye’de 2 aydır etkisini gösteriyor. Devletin ‘normalleşme’ takvimleri açıklanırken, bir yandan da ikinci dalga uyarıları devam ediyor. Pandemi sürecinde insanlar eve kapandı ve bu süreçte kadınların iş yükü daha fazla arttı. Emeğin sömürülmesinin yanı sıra verilere göre salgın sürecinde kadına yönelik şiddet arttı. Bu süreçte çalışmalarına devam eden kadın örgütleri ve kurumları internet üzerinden şiddete maruz kalan kadınlara yönelik öneriler geliştirmeye, 6284 yasasına ilişkin birçok tartışmaları evden yürütmeye devam ediyor.  Çalışmalarına ve toplantılara internet üzerinden devam eden Kadın Savunma Ağı da bu süreçte kadına yönelik şiddetin her türlüsüne karşı mücadeleyi sürdürdü.
 
Kadın Savunma Ağı üyesi Buse Üçer, pandemi sürecinde kadınlarla birlikte neler yaptıklarını, neler konuştuklarını ve bu süreci nasıl geçirdiklerini anlattı. 
 
‘Büyük ve güçlü kampanyalara dahil olduk’
 
Pandemi sürecinde etrafındaki kadınların güne sabah sporu ile başladığını ve yeni keşfettikleri kitapları okuduklarını, yeni yemekler denediklerini ve yeni filmler izlediklerini belirten Buse, lise hayatında okuduğu Anna Karenina kitabına yeniden başladığını söyledi. Buse, “Hayatımızda bir şeylere başlıyoruz bazen bir şeyleri tamamlayamıyoruz, bazen de hayatımızda yarım kalanları tamamlamaya devam ediyoruz.  Karantina süreci de bundan bağımsız değil. Kadın çalışmalarında uzun süreden beri yoğun olduğum için kadınlar olarak pandemi süreci içerisinde hızlı refleks verdik. Hemen masal, şiir atölyeleri başlattık. Avukatlar bir araya gelerek 6284 sayılı yasayı yeniden anlatmaya başladı. Kadınlarla büyük ve güçlü kampanyalara dahil olduk. Olabildiğince dışarıya çıkmaya ve evlerinden çıkmak zorunda kalan insanlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Maske yapılan bir atölyeye gidip gönüllü olarak maske yaparak işçilere ve sağlık emekçilerine dağıtıyoruz” dedi. 
 
‘İnfaz yasası ile çıkan erkek katletmeye devam etti’
 
Ev içi şiddetin daha fazla artmasıyla birlikte kadınlardan, LGBT-İ bireylerden başvuru aldıklarını aktaran Buse, pandemi sürecinde kadınlara yönelik şiddetin artmasının temel sebeplerinden birinin de kadınların esnek ve güvencesiz şartlar altında çalışması olduğunu ifade etti. Buse, “En azından ekonomik anlamda bağımsız olan ve kendini güçlü hisseden kadınlar bir anda ev içerisine hapsedildi. Kadınlar, tamamen bakım emeği üzerine yüklenerek erkekle aynı evde kalmak zorunda kaldı ve bu da şiddetin artmasına neden oldu. Bunun yanı sıra korona zamanında çıkarılan infaz yasası AKP için krizi fırsata çeviren bir durum oldu. İnfaz yasası ile çıkan birçok erkek yine katletmeye devam etti” sözlerini kullandı. 
 
‘AKP’nin işine gelen bir yasa oldu’
 
“Tehdit, yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçları işleyenler, sadece kadınlara yönelik bunları yapmıyorlar, AKP’nin içeriden çıkarmak istedikleri kimlerdir? Çıkardıkları kişilerle neyi amaçlıyorlar? Çıkarılanlar kimlerin askeri olacaktır?” diye soran Buse şöyle devam etti: “Biliyoruz ki bu çıkarılanlar belirli başlı aygıtların askeri olacaktır. Tehdit, şantaj, yaralama gibi suçları işleyen ve yeniden işleyecek insanları çıkarıyor. Bunlar eve döndüklerinde, kadınlara da şiddete uyguluyorlar, çocukları da öldürüyorlar. Bu bizi her yönüyle kötü etkileyen ama AKP’nin işine gelen bir yasa oldu.”
 
‘Distopyalar ütopyalara yaklaşan anlardır’
 
Kadınların bu süreçte ev içerisinde çok fazla bunaldığını ve bunalım sürecinde kadınlara ilişkin birçok atölye hazırladıklarını kaydeden Buse,  kitaplar üzerinde tartışmalar yürüttüklerinin bilgisini paylaştı.  Buse, kadınların her alanda her koşulda üretmeye devam ettiklerini belirterek, şunları dile getirdi: “Pandemiden önce yaşadıklarımız rasyonel miydi?  Ondan öncede çok normal bir zamanda değildik, şu anda da irrasyonel bir çağdayız. İrrasyonel bir hükümetin yönettiği distopyada yaşıyoruz. Bu distopyanın bir parçası korona oldu.  Her yerde söylediğim gibi ‘distopyalar ütopyalara yaklaşan anlardır.’ Bu krizin derinleştiği ve çatışmanın çoğaldığı yerde bizler de bu çatışma da bir taraf olursak ve mücadeleye devam edersek bunu bir ütopyaya çevirme umudumuz var. Ben çok umutluyum kadınlar olarak, sokağa bir şekilde çıkmaya çalışıp bir şeyler yapmaya çalışmaya devam ediyoruz.” 
 
‘Salgınlar sosyal hayatı değiştirme potansiyeline sahip’
 
Alışveriş Merkezlerinin (AVM) açılması ile birlikte devletin insanları ‘açlık ve korona’ arasında sıkıştırmaya çalıştığına vurgu yapan Buse, “Bu kadar sıkıştırılmış kitleden söz ediyoruz. Elbette ki bu kitle patlayacaktır ve bu patlama sonucu insanlara yalnız olmadığını hissettirirsek dayanışmayı daha da büyütebiliriz. Pandemi sonrası direnişin ve mücadelenin dönemi olacaktır. Salgınlar iyi şeylere ve kötü sonuçlara neden oluyor. Salgınlar devleti, sosyal hayatı, dinleri değiştirerek dönüştürme potansiyeline de sahiptir. Mücadelenin büyümesini istiyorsak bunun bizim elimizde olduğunu da bilmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.