Fatma Bostan Ünsal: Kayyımlar halkların ‘birlik ve bütünlüğüne’ kasıttır

  • 09:10 21 Mayıs 2020
  • Güncel
Dilan Babat
 
ANKARA - Hak savunucusu Fatma Bostan Ünsal, iktidarın devleti yüz yıl geriye götürerek çok partili siyaseti değersizleştirdiğine dikkat çekerek, HDP’li belediyelere atanan kayyımların, Türkiye’nin ‘birlik ve bütünlüğüne’ kasıt olduğunu belirtti.
 
Hak savunucusu Fatma Bostan Ünsal,  geçtiğimiz günlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) belediyelerine kayyım atanmasını,  İyi Parti Başkanı Meral Akşener’in "memleket masasında"  buluşma çağrısı,  olası erken seçimde var olacak ittifakları, koronavirüsten kaynaklı ‘normalleşme’ paketi ile birlikte ekonomik kriz ve mezarlıkların tahrip edilmesine dair değerlendirmelerde bulundu.
 
’50 yıl öncesinin reflekslerinin de gerisini yaşıyoruz’
 
Devletin yüzyıl öncesi gibi tek parti haline geldiğini söyleyen Fatma, iktidarın çok partili siyaseti bir bakıma değersizleştirerek elinin tersiyle iten bir duruma getirdiğini kaydetti. 12 Temmuz Beyannamesinde İsmet İnönü’nün sözlerini amımsatan Fatma, konuşmasına şöyle devam etti: “Demokrat Parti muhalefete ve çeşitli şekillerde baskıya tabi tutuluyor. O dönemde İsmet İnönü cumhurbaşkanıydı ve hükümetten şikâyet ediyorlardı. O dönemdeki CHP partisinin başbakanı hükümeti bir araya getiriyor. Hükümet o zaman topluma cevap veremediği için var olan hükümet düşürülüyor. Türkiye’nin tarafsızlık açısından o dönemden daha da geri olduğunu düşünüyorum. 12 Temmuz beyannamesini bugünkü Cumhurbaşkanı yayınlayabilir mi? Daha sonrada muhalefeti kendilerine yönelik baskıcı iddiaları dikkate alır mı? Zannetmiyoruz. Bugün 50 yıl öncesinin reflekslerinin gerisini de yaşıyoruz ve HDP’li belediyelere yönelik tutumlar da bundandır. Anti demokratik dönemlerde seçme ve seçilmelerde ciddi bir ihlaldir.  Ayrıca bölgesel olmasından kaynaklı Türkiye’nin ‘birlik ve bütünlüğüne’ kasıt olarak görebiliriz” dedi.
 
‘Olası seçimlerde 3 büyük ittifak olabilir'
 
İyi Parti Başkanı Meral Akşener’in HDP’yi dışında tuttuğu partilere yönelik ‘memleket masasında buluşalım’ çağrısını değerlendiren Fatma, bu söylemleri “talihsizlik” olarak değerlendirdi. HDP’nin Türkiye’nin ikinci büyük muhalefet partisi olduğunu ve bahsedilen masada HDP’nin yer almamasının söz konusu olamayacağını vurgulayan Fatma, olası erken seçimde kurulacak ittifaklara değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: “İttifaklar referandum sırasında anlamlıydı. Ama Türkiye’nin politik taraflarına bu ittifaklar uymuyor. Parlamento seçimlerinde üç büyük ittifakın oluşacağını düşünüyorum.  Birincisi AKP ve MHP ittifakı gibi gözüküyor şu an. Ama değişebilir bu durum. İkinci ittifak merkez sağ diyebileceğimiz bir ittifak; yani DEVA partisi, Gelecek Partisi ve İyi Parti’nin bir arada olduğu bir ittifak. Üçüncü ittifak daha merkez sol dediğimiz CHP’nin gerçekleştireceği ittifak. Tabi CHP ve HDP ittifak kurabilir mi bilemiyoruz; ama olası bir seçimde HDP tek başına seçime gidebilir. Böyle bir dörtlü bir ittifak olacağını düşünüyorum.”
 
‘Türkiye öz kaynaklarını oluşturmadan bu krizden çıkamayacaktır’
 
Koronavirüs (Covid-19) salgınından kaynaklı insanların işsiz kaldığını ve ekonomik krizin derinleştiğini belirten Fatma, ekonomik krizin 15 Temmuz darbe girişiminin ilk üç ayında yaşandığını söyledi. Fatma, “Bu krizin başlıca sebeplerinden biri, Türkiye’nin öz kaynaklarının olmaması. Sürekli dışarıya bağımlı hale geldi. Öz kaynağın olmadığı yere dış kaynak elbet gelmek istemez. Adaleti sağlamadığı sürece bu durum böyle devam edecek. Yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü olması gerekiyor ancak bunlara ilişkin emareler görmüyoruz. Yeni yeni tutuklanan gazetecileri görüyoruz. Bu yüzden siyasetin derinleşeceğini düşünüyorum. Tüm bunlarla birlikte korona salgınından kaynaklı ekonomik krizden öz kaynakları oluşturmadan çıkılamayacaktır. Acil ekonomik kaynakların bulunması gerekiyor” ifadelerinde bulundu.
 
‘Anzak askerlerine gösterilen tutum kendi vatandaşlarımıza gösterilmelidir’
 
Son olarak bölgede mezarlıklara yönelik saldırılara karşı Çanakkale Savaş’ında Anzak askerlerini örnek gösteren Fatma, “Anzak askerlerine o dönemdeki yönetim ‘bizim evlatlarımız’ dedi. İşgal etmek için gelmiş askeri gruba vefat ettikten sonra bu söylemlerde bulundu. Anzaklılar mezarlarını ziyaret etmeye ülkemize geldiğinde Türkiye misafir ediyor. Türkiye makamlarının ölüye, ailesine saygı göstermesi gerekiyor. Ölenlerin ailesi ve çevresiyle iyi ilişkiler mi kurmak istersiniz yoksa kötü ilişkiler mi? Elbette ki rasyonel olması gereken iyi ilişkiler kurmak ve ne olursa olsun saygı duymak. Araçsal olsa bile Anzak askerlerine gösterilen bu tutum bizim kendi vatandaşlarımıza da gösterilmelidir” diye konuştu.