10 Ekim: Gökyüzüne kansız bakmak isteyenlerin ardından (6)

  • 09:02 11 Ekim 2019
  • Dosya
Melike Aydın
 
Ankara katliamının tanığı kadınlardan çağrı: Amasız fakatsız barış 
 
İZMİR - 10 Ekim Gar katliamının tanığı olan kadınlar, Türkiye’nin barışa olan ihtiyacının ne kadar acil olduğunu belirterek, “Başka toprak yok, bu topraklarda birlikte yaşayacaksak dünyanın hali böyleyken neden savaş? Ölümlerin önüne geçersek barışı sağlarsak emek, barış, demokrasi üçgenini sağlamış oluruz. Barış amasız fakatsız derhal olması gereken bir şey” dedi.
 
Türkiye’nin birçok kentinden Emek ve Demokrasi Cephesinin 10 Ekim 2015’te örgütlediği “Emek Barış ve Demokrasi Mitingi”ne yönelik DAİŞ tarafından bombalı saldırı düzenlenmişti. 103 insanın yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin de yaralandığı saldırının gerçekleştiği mitinge İzmir’den de birçok farklı kurumdan kadınlar katılmıştı. Katliamın tanığı kadınlar, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye operasyon başlattığı şu günlerde, barışın ne kadar önemli olduğuna dikkat çekti. 
 
‘İnsanlar savaştan yoruldu’ 
 
İHD yönetiminden Deniz Bayrak, yeniden bir çatışmasızlık sürecine girilmesi talebiyle 10 Ekim mitingine katıldıklarını belirterek, “Her hafta Kürdistan’da öldürülen bir kişi için basın açıklaması ve oturma eylemi yapıyorduk. Haftada dört beş kişi katledilebiliyordu. Bunların içinde kadınlar çocuklar yaşlılar vardı ve bölgede savaş ortamı olmaya başladı. Ne ifade özgürlüğü ne yaşam hakkı vardı. İnsanların ölmemesi için barışa ihtiyaç vardı. Herkes kendi yarasını nerden aldıysa oradan 10 Ekim’e katılma kararı aldı” dedi. 
 
Barışın tesis edilmesi için yeni bir anayasanın şart olduğunu ifade eden Deniz, “Kürt sorununun tarafları bellidir. Devlet ve PKK. Belli koşulların oluşturulması gerekiyor. Daha sonra STK’lerin diğer kurumlarla neden barış istediğini nasıl bir barışın mümkün olduğunu yerelden yükseltmek gerekiyor. Ana akım medyanın terörize eden dilinin önlenmesi gerekiyor. Bunun çözümü nasıl oluyor diye savaştan kim çıkar sağlıyor ve kime zarar veriyor konuşulmalı. Siyasi partiler futbol takımları gibi algılandığı için tamamen ret durumu var ama STK’ler böyle değil. İnsanlar savaştan ve siyasetten yoruldu” dedi.
 
‘Keşke acılar paylaşılabilseydi’ 
 
Dönemin Makine Mühendisleri Odası Şube Başkanı Güniz Gacaner, her alanda özgürlüklerin yaşanabilmesi için önce barışın sağlanması gerektiğini ifade etti. İktidarın ayakta kalmak için kaos ortamı yarattığını söyleyen Güniz, “Kadına karşı, çocuğa karşı şiddet, çocuk evlendirmeler arttı. ‘Savaşa hayır’ diyen herkes ‘terörist’ olarak vurgulandı bunun üzerine TMMOB, DİSK, KESK, barış için miting yapmak istedik” dedi. Katliam sonrasında muhalefette bir kenetlenme yaşandığını söyleyen Güniz, soldan bakan ama Kürt Özgürlük Hareketine ve HDP’ye mesafeli duranların yakınlaştığını söyledi. Danışma kurullarında Diyarbakır’dan gelenlerin bölgedeki durumu anlattıklarını söyleyen Güniz, “Bu verdiğimiz mücadele batıda da başlayacak bunu unutmayın bir gün oraya da katliamlar gelecek diyorlardı. Yıllarca orada oluyordu şimdi batıya kaydı. İnsanlar bunu yaşadı. Biraz empati ile bakılmaya başlandı. Keşke bunlar yaşanmadan acılar paylaşılabilseydi” diye belirtti. 
 
‘Batıda korku imparatorluğu kurmak amaçlandı’
 
Kürtler, Ermeniler ve Süryaniler özgür olmadan Türklerin de özgür olamayacağını söyleyen Halkların Köprüsü Derneği’nden Zeynep Tozduman da çözüm sürecinde Barış Anneleri ile asker annelerinin ilk defa yan yana gelebildiğini hatırlattı. Zeynep, “Türk anaları ile Kürt anaları yan yana gelebilmeli her can kutsal. Sisteme arayı bozmaya çalışsa da ‘barışta ısrarcıyız’ demeli anneler. Kürt anaları ile yan yana olmadığımız sürece barış olmaz. Kürtler kendi kaderi ile baş başalar. HDP önünde bekleyen anaların gideceği adres barış anneleridir. Ölen hep halk çocuğu. Kimse kimliğinden dolayı ötelenmediği onurlu bir barış. Birilerinin yukarıdan inme barışı değil. Biliriz ki o aslında savaş demektir” şeklinde konuştu. 
 
‘Kürt sorununa dokunanı cezalandırmak’
 
O dönem Eğitim Sen Kadın Sekreteri ve aynı zamanda KHK ile ihraç edilen öğretmen Dilek Kanlıbaşdemir, “Ankara’ya barışı savunmaya devam edeceğimizi anlatmak için gittik. Ankara Katliamı’ndan sonra barış talebinin daha çok dillendirilmesi ve barış isteyenlerin bir arada daha fazla durması gerektiğini anladık. Tüm baskılara rağmen mücadele etmekten geri durmadık” diye konuştu. 
 
‘Barış dilini en iyi ifade eden kadınlardır’
 
Savaşları çıkaran erkek aklına karşı toplumun özgürleşmesinin kadından geçtiğini vurgulayan Dilek, “Bu zorlu süreçlerde kadınlar yine de sokağa çıktı. Barış dilini en iyi ifade eden kadınlardır. Yaşamı doğurandır. Toplumsallaşmanın özünü sağlayan kadın hiçbir zaman yok etmek üzerine kültürleşmemiş. O nedenle yaşamı anlamlaştıran kadınlar ver ettikleri yaşama sahip çıkmak için barışı sahipleniyorlar. Toplumun öncüsü konumundalar” sözlerini kullandı. 
 
‘Başkasına yapılan haksızlığı kendinde hissetmek’
 
Bu ülkede yaşayan herkesin kendini yurttaşı olarak hissettiği, herkesin eşit haklara sahip olduğu bir yaşam alanı yaratmak için önce savaşların son bulması gerektiğini söyleyen Kültür Sanat-Sen’den Canan Fırat, “Barışa çok acil ihtiyaç var. Başka toprak yok, bu topraklarda birlikte yaşayacaksak dünyanın hali böyleyken neden? Ölümlerin önüne geçersek barışı sağlarsak emek, barış, demokrasi üçgenini sağlamış oluruz. O kaynağın ülke ekonomisine aktarıldığını düşündüğümüzde neden sağlanması gerektiğini anlarız. Barış amasız fakatsız derhal olması gereken bir şey” dedi.
 
BİTTİ.